·318 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ağustos 2018 23:13 Amin Maalouf baş yapıtlarından biri. Semerkant'ı okumaya başladığımda Asya'nın büyülü dünyasında bir yolculuğa çıkacağım kanaatindeydim.Ancak bu kitapta bir yolculuktan fazlasını bulduğumu ifade etmek zorundayım.
1257-1908 arası bir tarih kitabı olsa bu kadar iyi anlatılamazdı.
Kaldı ki o tarih kitabı tarihi vakıaları bu denli keyifli sunamazdı.
Esas oğlan Benjamin Omar Lesage üzerinden adete bir kanaviçe gibi örülen hikaye okuyucuyu tarihin derinliklerinde oradan oraya savururken bu savruluş yaşanmışlığın başka bir ifade ile gerçekliğin çekimiyle inanılmaz bir keyif veriyor insana.
Bahsi geçen her olay ve kişi ile ilgili sağlama yaparak okudum ve kurgunun %90 gerçeklik temelinde oturtulduğunu görünce heves ve heyecanım katlanarak arttı.Gerçi bu araştırma ve doğrulama işi benim okuma süremi biraz uzattıysa da buna değerdi.
En önemli edinimim ise şüphesiz Ömer Hayyam oldu.Zira esas kurgunun içinde Ömer Hayyam başroldeydi. Bugüne kadar Hayyam'a dair okuduğumuz -ya da okuduğum diyeyim- şairine ait olmayan şiirler kategorisinde olduğunu öğrenmek içimi acıttı.Okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Bununla beraber Titanik'in hüzünlü serüveninden selçuklulara, Nasir Han'dan Alparslan'a, Melikşah ve Nizamülmülk'den Hasan Sabbah ve Haşşaşinlere dahası-ki Hassan Sabbah en az Ömer Hayyam kadar rol kapmış kitapta-Moğollar ve CengizHan 'a kadar Soluksuz bir serüvende soluğunuz kesilirken;
İran meşrutiyeti, Çar,Rochefort , Şeyh Cemalettin Afgani, Şah, Russel ve M. Shuster gibi önemli isimlerin tarih sahnesinde ki yerlerini tahayyülünüzün ötesinde idrak edeceksiniz.
Ayrıca Mavera-ün Nehir'in iki tarafı,Müslüman Doğu, Belh, Mevr, Kaşgar ve Semerkant ile İran coğrafyası bütün tarihi,siyasi, sosyal ve coğrafi dokusuyla elinizin altında ki bu 318 sayfalık kitapta olacak ve hiç bitmesin isteyeceksiniz.