“Değil mi ki yaşam bir yerde ölümle yani yoklukla sonuçlanıyor, öyleyse nedir bu didinip durma, bu yedim-içtim, aldım-verdim, benim-senin kavgasının anlamı” Albert Camus - Yabancı
Yukaridaki cümleden de anlaşıldığı gibi kahramanimiz Mersault’un hayata bakis acisi net bir sekilde özetlenmis. Mersault icin dünya önemsenmeyecek kadar anlamsız. O etrafinda kendisiyle ilgili olaylari disardan izleyen hicbir mudahalede bulunmayan kendisine ve topluma ‘yabancı’laşan bir karakter. Annesinin ölümünü bile sogukkanlilikla karsilayan, sifir duygu barindiran biri. Kitabi okurken bu dogalligi gordukce siz rahatsiz oluyorsunuz. Bu dogalligi karsisinda (isledigi bir cinayet sebebiyle) hakim kendisini toplum gozuyle yargilar. Peki sizce toplumsal gozle bakan hakimin farkli bir birey olan Mersault icin karari ne olmus olabilir?