BERAN BERDAN
Yayladan dönüşü, Kürtler, hayırlı bir olay olarak nitelendirirlerdi; çünkü kazaya belaya bulaşmadan bir mevsim geride bırakılmış olurdu. Mevsim, güzellikler içinde sona erip, sürüler sağlıklı bir şekilde yerlerine ulaşınca, çobanlar da ücretlerini ağalardan alırlardı. Tüm bunlara rağmen yayladan dönüş, yaylaya gidiş kadar heyecanlı ve eğlenceli değildi. Mevsimin değişmesi Kürtlerin yaşamı üzerinde etkisini hemen gösterir, sonbaharın sisli ve yağışlı havasıyla bu değişim doruğa çıkardı. Sanki hayvanlar da bu değişimden haberdar olur, yayla dönüşü özgürce otlayıp gezindikleri dağlardan, gözle görülür bir hüzünle ayrılırlardı. Hayat ihtiyaç ve zorunluluklarıyla her zaman bizi esir alırdı. Yayla dönüşü sürü sahibi hanımlar, birbiriyle ne kadar, lor, yağ, peynir, dil peyniri ürettiklerini konuşurlardı. Tabi ki kışın yiyeceğini temin etmek o kadar da kolay değildi. Göçer Kürtler, sürüleri için gerekli yemi satın almazdı, bu nedenle sürülerini kışın da otlatmaya çıkarırlardı. … Dağlarda yaşadıkları gözlerinde yeniden canlanan genç kızlar ve erkekler, sevgililerinden aldıkları hediyeleri birbirlerine gösterirlerdi. Sararmış otlar, kurumuş çiçekler, solmuş yapraklar, karanlık gökyüzü, sert rüzgar, kışın kapısını aralayıp onları beklerdi. Bu şekilde yaylacı Kürtler, çoluk çocuklarıyla, sürüleriyle, çamurlu yollardan kışa doğru yürüyüp giderlerdi. Evlerine döner dönmezdağdan getirdiklerini yerleştirip, evlerini düzene sokup, koyunlarını sayıp günlük işlerine devam ederlerdi. Ardından “beran berdan” kutlaması gelirdi. Bu kutlamaya da herkesten çok baş çoban ve yardımcısı sevinirdi; çünkü yayladan dönünce anlaşmaları sona erer ve hak ettikleri parayı mal sahiplerinden alırlardı. Beran Berdan günü geldiğinde tüm yaz boyunca ayrı ayrı otlatılan koyun ve koçlar bir ahıra konurdu. Böyle yapılmasının nedeni ise ilkbaharda tüm koyunların aynı zamanda doğurmasını sağlamaktı. Beran Berdan başladığı anda Kürtler av tüfekleriyle havaya ateş açar, böylelikle Beran Berdan kutlanırdı. O gün çeşit çeşit yemekler yapılıp fakir fukaraya dağıtılırdı. Kızlar, mendillerini güçlü ve güzel koçların boyunlarına sararlar, erkekler de sevdikleri kızların mendillerini kaçırıp böylece aşklarını herkese duyururlardı. Anne ve babalar ise kızlarının gönlünü hangi erkeğe kaptırdığını öğrenmek için onları pür dikkat izlerlerdi. Anne ve babalar razı ise gençler kısa bir süre içinde nişanlanıp evlenirlerdi. Erebê Şemo, Şivanê Kurmanca
·
26 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.