Gönderi

Sesler
youtu.be/mZW7kSHcESA Dilini anlamadığınız birinin fikirlerini anlayamazsınız belki, ama o kişinin duygularıyla ilgili bir görüntü oluşur zihninizde. Hüznün, acının, kederin, mutsuzluğun ve dahi mutluluğun sesi her dilde ve her coğrafyada aynıdır. Bazı dillerde öfkenin ve acının sesinin gür çıkması o coğrafyanın kaderidir. Bizim dilimizde “dert” kelimesiyle benzer anlamlara gelen birçok kelime vardır. Bu çeşitlilik, bizim hayat anlayışımızla ve duygu dünyamızla alakalıdır.   Doğu toplumları, edebiyatta ve sanatta genellikle hüzünden beslenir. Hatta günlük hayatlarında bile. Batı dillerinden devşirilen “melancholia”; bizim efkârımızı, hüznümüzü ve acılarımızı tanımlamakta eksik kalır. Batı dillerinde herhangi bir duyguyu ifade eden bir sözcüğün bizdeki karşılığı farklıdır. Onların ifadelerini aslında biz kendi dilimizce anlarız. Herkes kendi diliyle konuşur ve her şeyi kendi diliyle anlamlandırır. Ya sesler? Her dilde hemen hemen aynı anlamları çağrıştırır sesler. Bir şarkının melodisi, çağıldayan bir ırmağın sesi, bir yaprak hışırtısı, kitap okurken sayfaların çıkardığı sesler, kahve yudumlarken boğazınızdan gelen yutkunma sesi, ağlarken çıkarılan hıçkırıklar, dalgaların kıyıya çarparken çıkardığı sesler, rüzgârların uğultusu, çalıların yanarken çıtırdaması ve sevdiğinizin eve doğru yaklaşırken çıkardığı ayak sesleri… Bunları anlayabilmek için en başka bir bedene ne de başka bir coğrafyaya ihtiyaç var. Sesler esasında her dilde aynı. Anlamını bilmediğimiz bir şarkıyı dinlerken ağlamamız bu yüzden. Melodiler ruhumuza yabancı değildir. Müzikle ruh aynı dili konuşur. Gözlerle ruhlar da öyle. Onun için bazen sadece susmak gerekir. Konuşmak, meselenin uzamasına ve anlaşılmaz bir hal almasına sebebiyet verebiliyor bazen. Kendini dinle, ufka bak, göğe bak, bulutları seyret, rüzgârın ve suyun çıkardığı sese odaklan. Yağmur her toprağa aynı sesle ve görüntüyle yağıyor. Her insanın gözlerinin içi aynı şekilde gülebiliyor. Eğer sen görebiliyorsan tabii. İnsanlar ağlarken benzer hareketler yapıyor. Çocukların ağlaması da her dilde aynı. Hatta yaşlıların bile. Ağlayan hayvanlar var, onlar ne kadar da insani bir davranışa bürünüyor böyle anlarda. Sesler bizi bir yerlere çağırıyor. Ait olduğumuz yerlere. Sesleri dinlemeye önce kendinden başlamalı insan. Kendisiyle sohbeti bitince de başkalarına kulak vermeli. İnsanın kendisiyle konuşması hiç bitmez ama, yaşadığı hayatla kendi benliğini tek vücut haline getirebildiği vakit bütün seslere aşina olmaya başlamış demektir.
Müzik
··1 alıntı·
107 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Sevgili Rû, nerde olursa olsun sizden gelen bütün bildirimler açmadan bile bana huzur veriyor,mutlu oluyorum :)
lalettâyîn
Gönderi Sahibi
Sizlerin yorumlarını okumakta huzur verici sevgiler :)