Gönderi

27/Ocak /1946 _ Nazım Hikmet
Belki sizi ilgilendirir diye, normal yirmi dört saatimi yazıyorum. Sabah yedi yataktan kalkmak, yedi kırk beş radyoyu dinlemek, sekiz buçuktan on ikiye kadar Tolstoy'un Harp ve Sulh romanını tercüme. İkiden dörde kadar dokuma atölyesinde çalışmak. Dörtten yediye kadar, adını henüz koymadığım ve bir türlü bitmeyen kitabıma çalışmak. Yedide radyoyu dinlemek. Sekizden on bire kadar, küçüklü büyüklü şiir yazmak. On birden on ikiye kadar kitap okumak. Yemekleri ne zaman yediğim malum. Bu şartlar içinde bazen günlerin yirmi dört saatten ibaret olduğuna içerliyorum."
··
2 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ebru Ince
Gönderi Sahibi
Esrar ticareti ile ilgili olarak bir adamı öldürmekten hapse girmiş olan üç mahpus, Nazım'ı öldürürlerse adlarının tarihe geçeceğini, öldürülecekse böyle ünlü kişilerin öldürülmesi gerektiğini düşünürler ve bu plan, duyan bir kişi tarafından Nazım ve dostlarına iletilir. Bu üç kişi, birkaç gün sonra Bursa'dan Anadolu'nun başka hapishanelerine sürgün edilirler ve Orhan Kemal'in anlatımlarına göre üçü de birkaç gün içinde bıçaklanıp öldürülürler