Olay şu ki bu kitap bir insanın ona verilen hayatın amacını mı yoksa kendi hayat amaçlarını mı gerçekleştireceği üstüne kurulu. Bunu tam olarak bilemesemde Faust'un bu kadar uzun sürede yazılmasının sebebini bu olarak görüyorum. Tanrı varken şeytanla antlaşmak sadece insani dürtülerin bedeni esir aldığı gibi aklıda esaretin pençesinde gezdirmesinden kaynaklanır. Hatta şu ki o günaha düşen biri neredeyse asla geri dönemez. Cahil cesaretiyle atılmış adımlarının sonucunu kesinliğiyle gördüğünde geri dönmeye güç bulamaz, yüz bulamaz. Bu sebeple daima ileriye gitmenin en iyisi olduğunu düşünerek kendini avuturak ilerler, tıpkı Faust'un yaptığı gibi. Hayatının amacını gerçekleştirmişken kaçırdığı zevkleri, dilenecek dileklerini ve işlemediği günahlarının cazibesine kapılıp hayatını mahvetmiştir.
Kitap aşırı garip olabiliyor tiyatro eseri olarak yazıldığın için. Ama buna aldırış etmeden ilerlerseniz yazarın sakladığı yaşamın özünü ve amacını göreceksiniz.