KURTULUŞ İSLAM'DA İSE, MÜSLÜMANLAR NEDEN İSLAM'DAN KAÇIYOR!
3/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2018 190. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2018 00:30
Sait Halim Paşa “Buhranlarımız”da bir kısım doğru tespitlerde bulunmasına rağmen, krizlere çare olarak da Şeriate daha sıkı sarılmayı önermesi, meselenin özünü kavrayamadığını göstermektedir. Zira bilinen insanlık tarihi boyunca din eksenli hiçbir ülkenin insanı mutlu, huzurlu olmamıştır. Örneğin “Asrı Saadet-Saadet Asrı” diye andığımız o dönemde bile dört halifeden üçü, yöneticisi oldukları insanlar tarafından katledildi, Cemel savaşında 10.000, Sıffin savaşında 70.000 Müslüman yine Müslümanlarca boğazlandı! Peygamberin torununun başı kesildi ve ailesinden 72 kişi Fırat’ın kenarında susuzluktan, açlıktan öldü. Paşa. “Hz. Muhammed’in öğretileri olmasa insanlık mutluluğu keşfedemezdi” dediğine göre: Bilinen 150 bin yıllık insanlık tarihi boyunca, İslam gelene kadar insanlar hep mutsuzmuş ve Müslüman olmayan, şeriatla yönetilmeyen 6 milyar insan, mutluluk nedir bilmiyormuş. Paşa ve paşa gibi düşünenlere sormak lazım: “Şeriat ve İslam mutluluğun anahtarı ise, günümüzde milyonlarca Müslüman neden ezan okunan ülkelerden, çan çalınan ülkelere kaçmak için yollarda can veriyor? Yoksa 1400 yıldır bu Kur-an’ı anlayan, onu doğru yorumlayan bir Müslüman çıkmadı mı ki, İslam coğrafyası, Firavunlar, Roma ve cahiliye dönemlerinden bile daha büyük, daha vahşi, haksızlık, hukuksuzluk, zulüm ve zalimlikler, yağma talanlarla anılır. Din günümüzde olduğu gibi inanç olmaktan çıkarılıp siyasete sermaye edilince, Mitolojik dinler döneminde de, semavi dinler devrinde de hep haksızlık, hukuksuzluk, kan, gözyaşı, zulüm kaynağı olmuştur, olmaya da devam edecektir. İÖ 399 yılında Sokrates, 70 yaşındayken, Atina tanrılarını (Zeus ve diğer tanrılar) inkâr etmekle suçlanır ve Zeus Şeraitine göre, 500 kişilik bir jürinin kararıyla idam edilir. Sait Halim Paşa: Müslümanların kurtuluşunu şeraitte gördüğü gibi, “batı da şeriatı keşfedecek ve mutluluğu bulacak” diyor. Paşa'nın. "Devlet başkanlarını kimse sınırlayamamalı, siyasi partiler olmamalı" dediğine göre, o kurtuluş olarak gördüğü "Şeriat" tam da Osmanlı padişahları ve son yıllardaki tek adam rejimi olmalı ama iyi de neden buhranlar-krizlerden bir türlü kurtulamıyoruz?" Kitapta bunun cevabı yok. Geçmişte yüz yıllarca birbirini boğazlayan, Engizisyon Mahkemeleri kararıyla “cadı” diye yüz binlerce insanı yakan Avrupa'da günümüzde bir nebze huzur mutluluk var ise, bu onların din ekseninden kurtulup, seküler yönetim tarzına geçmesindendir. Öyle ya. Siz “Tanrı Zeus Oliypos Dağından bizi gözetliyor” dersiniz, halkın bir kısmı buna belki inanır ya da inanır gibi görünür ama bir kısmı da sizin alenen yalan söylediğinizi veya vehimlerinizi gerçekmiş gibi anlattığınızı fark ederek size başkaldırır. Dolayısıyla bir Osmanlı başbakanı ve aydını olan Sait Halim Paşa’nın bile, gerçeklerden ne kadar uzak ve ham hayal içinde olduğunu görmek, Osmanlının neden yıkıldığını anlamak için Paşanın “Buhranlarımız” kitabını okumanızı öneririm.
Buhranlarımız ve Son EserleriSaid Halim Paşa · İz Yayıncılık · 2020525 okunma
·
452 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
siz önce itikadınızı gözden geçirin kitabı boş verin
Halil Korkmaz
Gönderi Sahibi
Efendim benimle tartışmak isterseniz, özelden yazarsınız her konuda fikir alışverişi yapabiliriz. Ama burada konu benim incelemem çerçevsinde olamak zorunda. Ben incelememde "insanlar dinsiz olsun" demiyorum. Zira, bütün dinleri ve tanrıları insanların hafızasından silseniz dahi, türümüz kendine yeni ilahlar bulmakta gecikmeyecektir. Paşa krizleri dinden/İsalam'dan uzaklaşmamıza bağlıyor. Ben de diyorum ki, din / şeriat çözüm olsaydı Müslümanlar hayatları pahasına Batı'ya akın etmezlerdi. "Batı devleti dinden arındırdı ve sonsuz mutluluğu yakaladı" gibi bir iddiam da yok. Elebette onların da kendine özgü mesleleri vardır ama hiçbir Avrupalı hiçbir İslam üleksine iltica etmediğine göre mesele din olmamalı. Paşa, bizde olmayan bağımsız yargı, evrensel hukuk, özgürlükler, kuvvetler ayrılığı ilkesi, basın özgürlüğü, tek adamlık, gelir adaletsizliği, hırsızlık, yolsuzluk gibi konuların üzerini örtmek için konuyu dine bağlıyor diye düşünüyorum. Ayrıca Avrupa ülkelerinin bazılarında intiharların biraz fazla olması doğru ama cinayetlerin Asya ve Afrika'dan fazla olduğunu TRT, AHABER, AKİT TV vs. duymuş olmalısınız. Zira bu kesilikle doğru değil. Uyuşturucu kullanımı ise özgürlükler ve gelir artışından kaynaklı. Bizde de ülkeyi parsel parsel satanların, eli daima bu milletin cebinde olanların burunlarına pudra şekeri çektiğine şahit olmuyor muyuz?
Paşanın ideal devlet tasavvurunu daha dikkatli incelemelisiniz bence, aşağıda alıntıladığım cümleyi kuran bir adama mutlakiyetçi (tek adam rejimi savunucusu) demek mümkün mü sizce? "Devlet reisi, Şeriat'in hâkimiyetini, millî iradenin tasvîbi ile temsil etmektedir. Bu sebeble gerek kendisi, gerekse tayin ettiği memurları, hem Şeriat'in hem de milletin temsilcilerine karşı sorumludurlar." (sayfa 256)