·666 syf.····Okunma: 15 Ekim 2018 20:51 Okumak istediğim son Dostoyevski kitabıydı. Büyük bir hevesle aldım. Bir hevesle açtım kapağını. Ancak üzülerek söylemem gerekli ki kendimi bu kadar özdeşleştirdiğim bir yazarın okuduğum son kitabında aradığım şeyi bulamadım. Bunun da birkaç nedeni var.
İlk olarak, bu kitap Dostoyevski'nin tarzına uygun değilmiş gibi geldi bana. Dürüst ve iyi bir şekilde yaşamanın budalalık olarak karşılandığı bir dünya yaratan ve Budala'yı yazan, Suç ve Ceza'da Raskolnikov üzerinden vicdani problemlere eğilen ve onların temelini kazıyan, baba katilliği üzerinde dönen Karamazov Kardeşler'de dinin temellerine saldıran, dinden cevap isteyen bir Dostoyevski'ye göre bu kitap biraz boş kalmış gibiydi. Tam olarak bir vicdani, ahlaki ya da felsefi bir sorun yoktu. Aranan sorgulanan çok güçlü sorular yoktu. Franz Kafka'nın Amerika'sını okumuş gibi hissettim.
İkinci olarak da karakter ve olay problemleri. Karakterler neden bu romanda olduğunu bilmiyormuş gibiydi. Gereksiz eklemeler çoktu ve bunların romanın gidişatına etkisi çok azdı. Karakterlerin belirli özellikleri neredeyse yoktu ve belli ideoloji temsilleri çok azdı. Aynı zamanda olaylar da saçma bir şekilde ilerliyordu. Olaylar bir anda oluyor, hiç ilgisi olmayan kişiler olaylara etki ediyordu ki bu bence Dostoyevski'nin yazdığı diğer kitaplara göre aşırı bir zayıflık.
Ancak Dostoyevski bir filozof(bence) yerine psikolog olsaydı, bu kitap yazdığı eserler arasında çok büyük bir ilgi görürdü. Çünkü Dostoyevski bu romanda çok başarılı bir psikolog olduğunu açıkça ortaya koymuş. Yüzlerin bir anlık hareketlerinden, kıyafetlerdeki küçük bir değişiklikten, söylenen ve hatta söylenmeyen kelimelerden çıkan sonuçlara baktığımızda bunu reddetmemiz imkansız.
Daha çok şey söylenebilir ama bana göre asıl önemli olanlar bunlardı. Önsöz ve sonsöze biraz göz gezdirdim ve yararlı şeyler var gibi duruyor. Oradan daha iyi açıklamalar bulabilirsiniz.
Pek de okumanız gerekmiyor bence. Yine de benim gibi bir Dostoyevski takıntılısı iseniz okumadan geçmeyin.