En sevdiğim giriş cümlesine sahip kitap; “Tütünümü, anahtarımı aldım, tam çıkıyordum bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu farkettim. Önemsemedim”. Toplamda 57 sayfadan oluşan, türü kısa roman olan bu kitapta anlatıcı karakter bir roman yazmaya karar verir ancak kafadındakileri kağıda dökmekte zorlanır. Bu üretememe sancısı ile İstanbul semtlerinde gezintiye çıkar, bir takım keyifli gözlem ve çıkarımlarda bulunur. Kitabın ilerleyen sayfalarında Müzeyyen karakteriyle tanışırız ve Müzeyyenin anlatıcı karakterdeki değerini, önemini okuruz. Aslında anlatıcının da kafası karışıktır. Müzeyyene gerçekten çok mu bağlıdır yoksa hayatta tutunabildiği tek şey Müzeyyen midir? Anlatıcı hayata tutunmayı, ilişki sorunlarını, üretmeyi ve kendini gerçekleştirmeyi tasvir ederken türk sinemasından ve müziğinden birçok referanslarla karşılaşırız. Kitap zaten hafif bir yeşilçam havası da taşır. Biraz hüzünlendirir, bolca düşündürür.