10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2018 42. kitabı
Livaneli bu eserinde bir ‘barınma’ konusunu ele almıştır. İçinde yaşadığımız evlerin aslında bir mülk olmaktan çok geçmişle kopması mümkün olmayan bir bağ olduğunu göstermiştir okuyucuya. Bunu gösterirken de İstanbul’a ayri bir tutku olusturuyor bizde. Boğaziçi kıyılarını, yalılarını, denizini, havasını ve insanlarını tanıyor, ayrı hayranlık duyuyorsunuz. Osmanlı paşaları, asilzadelerin hayatı ve savaş dönemi, cumhuriyete geçişteki sancılı süreç Leyla’nın evi üzerinden hikayelendirilmis. Bu siyasi ve sosyal olayların yanında bir de aşk hikayesi gelişiyor. Bu aşk hikayesinin yarattiğı sonuç ise şaşırtan cinsten, hatta hikayeyi oluşturan temel olay diyebiliriz. Ben Livaneli’nin kalemine ayrı hayranım. Her kitabında olduğu gibi bu eserinde de siyasal, toplumsal ve tarihi konuları ince bir detaylılıkla ele aldığını görüyorum. Kalemini sivri tutmadan, kimseye dokunmadan ince konuları yazıyor ve çarpıtmadan okuyucuya öğretiyor. Her okuduğumda yeni şeyler öğreniyor, İstanbul’un ayri bir köşesiyle ilgili olaylara tanıklık ediyorum. Uzun lafın kısası ‘okuyunuz’ efendim.
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
·
11 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
livaneli hayranı olarak "kardeşimin hikayesini" tavsiye ederim. okuduğunuzda livaneli ye hayranlık duygunuz artacak.
bence de en iyi kitabı serenad. ama "kardeşimin hikayesi" nin sonu bambaşka ve okuyucunun tahmin edemeyeceği bir sonla bitiyor.