Okuyanların bulunduğu bir mecradaki insanlar olarak kısmen de olsa yönlendirilmeye ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum. Bu siteye katılmadan önce yüksek oranda kendi fikrime göre, hani derler ya ‘keyfe keder’ okuyordum. Elbette bazı kitaplar hayal kırıklığına yol açıyordu. Bu da en iyi ihtimalle zaman kaybı demek. Fakat burada seçimlerimi çoğunluğa göre yapıyorum. Bunun da şimdiye kadar bir zararını görmedim (elbette benim nefsim de özel olduğumu, toplumdan farklı kitaplar okumam gerektiğini çünkü benim diğerlerinden daha iyi, daha farklı ve daha kaliteli bir okuyucu olduğumu söylüyor, söylüyor da, beni kandıramıyor, sıradan bir insandan fazlası olmadığımı biliyorum).
Gelelim kitaba. Hayvan çiftliği az önce okuduğunuz paragrafa göre yaptığım tercihlerden biri. Kitabın başında biraz paniğe kapıldım desem yalan olmaz. Zira (en başlarını kastederek söylüyorum) bir ara bu, bir çocuk masalı mı yoksa diye korktum bile. Oysa bu kitap, masalsı anlatımıyla (biraz hayal ürünü elbette ki) takdire şayan bir şekilde açıklamış politik oyunları.
Hayvanların birbirine yoldaş diye seslenmesi Stalin dönemine eleştiri gibi geldi bana. Dinin sömürülmesine de değinmiş, eşitlik ve adalet parolasıyla yola çıkanların yönetimi ele geçirdikçe yavaş yavaş kanunları nasıl kendi istedikleri gibi çevirdiklerini görünce acınası bir tebessüm kapladı yüzümü. Zira (George Orwell 1903-1950) yazar bu kitabı epey önceleri yazmış olmasına rağmen, politik entrikaların hem dününe, hem de yarınına ışık tutuyor. Çünkü adımdan emin olduğum kadar eminim ki aynı sahtekarlıklar insanlık var olduğu sürece yapılacak.
Özellikle şu bölümler aklıma yer etti. Eminim yıllar sonra bile bu örnekleri (Allah ömür verirse) kullanıyor olacağım.
Hayvanlar çiftliğin yönetimini ele geçirme planı kurarken kendilerine ‘Dört ayak iyi, iki ayak kötü!’ sloganını seçiyorlar. Çiftçiye yaptıkları darbeden sonra da yönetimi ele geçirip kanunlar belirliyorlar. Her hayvan eşit çalışıp, eşit yiyecek. Hiçbir hayvan yatakta yatmayacak. Hiçbir hayvan içki içmeyecek vs. Yönetime gelen domuzlar (bu, bir hakaret sıfatı değil çünkü gerçekten domuz hayvanı yönetimi ele alıyor) zamanla kuralları öyle güzel değiştiriyorlar ki Şüphe edip soranlara da hemen kılıf hazırlıyorlar. Sadece bir örnek vereyim (kitabı okuyacak olanlara bir şeyler bırakalım); domuzlar (yönetici sınıfı) içki içmeye başlayınca diğer hayvanlar bunun yasak olduğunu söylüyor ve şu yanıtı alıyorlar: Kurallarda içki içmek yasak değil. ‘Aşırı’ içki içmek yasak. :))( alıntı)
Bu güzel incelemeye şunu eklemek isterim " bütün hayvanlar eşittir, ama domuzlar daha da eşittir." Keyifli okumalar :)