09.09.2018
Yazım hataları ve yanlış anlaşılmalar için özür dilerim.
Benim incelemem
Veronika Ölmek istiyor. Delilik ve gerçeklik kavramını sorgulatan insan psikolojisini ele alan bir kitap. Coelho Simyacıda da dediği gibi fazla karakterli bir kitap yazmayı istemiyor. Ve karakterleride üst üste değilde ara ara veriyor. Evet dediği şeyi yapmış gerçektende aslında Simyacı da da öyleydi. Veronika’nın başarısız intihar girişimi ile başlıyor hemen tabi başarılı olsa zaten kitap 200 sayfa olmazdı. Uzun zamandır biriktirdiği hapları içiyor. Ölmeyi beklerken de bir dergide Paulo Coelho adlı oyun cd yapımcısının bir yazısını okuyor. Yazı cd ya da oyunlarla alakasız bir başlangıçla başlıyor Yugoslavya nerede? Veronika’nın yaşadığı yer Yugoslavya ve Bu yazıyı görünce hem alakasız olduğunu düşünüyor hem de daha ülkemizin nerede olduğu dünya tarafından bilinmiyor diyor. Milliyetçilik duyguları kabarıyor ama sonra kendi kendine ölmek üzreyim şu an bunları düşünmenin bir önemi yok. Ama neden intihar ettiğine dair bir şey bırakmadığını düşünerek az önce okuduğu yazıyla ilgili bir mektup yazıyor. İşte nasıl bilinmez Yugoslavya’nın nerede olduğu... gibi. Veronika’nın intihar etme sebebleri bana makul geldi. Kesinlikle intihar bir çözüm değil ama. 2 nedeni var. Birincisi dünyada bir sürü pis kötü haksız şeyler oluyor ve Veronika bunları engelliyecek gücü olmadığını biliyor ve bu da kendisini yetersiz hissetmesine sebep oluyor. İkincisi ise hayatta tadabileceği tüm zevkleri tattığını bir sürü şey yaşadığını düşünüyor. Bu kadın güzel, çevresi tarafından seviliyor parmakla gösteriliyor adeta. Ama bunlar yaşamak için yeterli değil sanırım. Veronika ölmüyor ve uyandığında kendisini bir akıl hastanesinde buluyor. Benim anlamadığım kısım intihar etmeye kalkışan birini niçin akıl hastanesine yatırsınlar. Bunun sebebini açıkladıklarını hatırlamıyorum malesef. Veronika Vilette deyken kalbinin 1 hafta dayanamayacağını ilaçların kalbine zarar verdiklerini söylüyorlar. Şimdi direk ölmek var bide ölüme sayılı günlerin kalması var acaba ne zaman ölücem diye adam kafayı yer. Veronika da öyle düşünüyor. Hemen nasıl intihar edebilirim diye düşünüyor ama kendisi öyle acı verici yöntemlerde istemiyor. Sürekli sakinleştirici veriliyor ona Zedka diye biri ile tanışıyor ilkin. Zedka’yı tanıyoruz daha sonra Mari ve Eduard ile tanışıcaz. Birazda Doktor İgor’dan bahsedlicek bu kadar. Hepsini hayat hikayelerini anlıyoruz Vilette’ye nasıl geldiklerini. Aslında hiçbiri deli değil. Hatta Vilette’de zorla tutulmuyorlar bile isteseler gidebilirler. Vilette öyle bir yer ki insanlar geldiklten sonra ufak sorunları geçse bile deli taklidi yapıp akıl hastanesini terk etmiyorlar. Çünkü orda sorunlulukları yok. Dertleri yok kimse onlardan mantıklı şeyler yapmalarını beklemiyor. Biri çıkıp avazı çıktığı kadar bağırsa saçma sapan şeyler söylese kimse bu deli demiyor. Bir şeyi gerçek tspan şey çoğunluğun kabul ettiğidir aynı şekilde davranışlarda öyle biri toplumdan farklı olarak bir şey yaptığı an dikkat çekiyor gözler üzerinde oluyor aslında Villete’de olupta deli olmayanlarda bu şekilde oraya gelmiş. Örneğin küçük bir kızın başını kapatıp Doğu’da herhangi bir ile koysanız kimse dönüp bakmaz bu kızı neden bu yaşta kapatmışlar gibi. Aynı kızı buraya ya da ne biliyim İzmir’e koysanız bön bön bakarlar. Tam tersi şortlu atletli biri içinde geçerli. Yani genelin normal gördüğü şeyler başka birine saçma geliyorsa toplum içinde o dışlanır ya da deli damgası yer. Ama belkide o birey içinde bu toplum çıldırmış kafayı yemiştir. Bunun çol güzel örneklerini zaten kitapta yer vermişler. Zedka bize güzel bir öykü anlatıyor. Dr. İgor bize bir örneklendirme yapıyor. Eduard başlı başına bir örnek. Veronika’nın içi yaşama isteğiyle dolduğu oluyor ama hemen unutmsya çalışıyor. Çünkü artık ölüm onun için kaçınılmaz. Veronika bu süreç boyunca kendisi ile ilgili bir sürü gerçek keşfediyor. Keşke dah önce bunları öğrenseydim. Delice şeyler yapsaydın kendimi tutmasaydım. Montrolleri bıraksaydım diyor. Normalde asla yapmayacağı şeyler yapıyor. Eduard kendisini şizofreni hastası gibi gösteren ama gayet normal olan biri. Veronika ona piyano çalıyor ve daha hiç konuştuğunu bile duymadığı bir şizofreniye sana aşık oldum diyor. Eduard kızın ona piyano çalmasını bekliyor hep. Eduard’ın şizofreni olmadığını bilen tek kişi Mari. Mari Eduard için bir anne gibi. Eduard anne ve babasını hayal kırıklığa uğratmıştı. Ama onlar yüzünden de hayatı bi nevi mahvolmuştu. Demek ki sevginin başka bir yönü daha var. Veronika’nın yavaş yavaş Vilette sakinlerinin gözü önünde ölümü onlarıda etkiliyor. Çünkü böyle durumlara alışkın değiller. Aralarından giden birileri mutlaka olur ama ani bir şekilde olur. Bu durum biraz farklı. Veronika’nın durumu Vilette’dekilernde kendilerini sorgulamalarına ve bı hayatta neler yaptım. Önümdeki günlerde neler yapıcam demeye itti. Ve hayatlarını daha güzel yaşamaya çalıştılar belkide. Mari de bazı şeylerin farkına vardı. Ve gitti. Zedka da gitti. Eduard ve Veronika ise kaçtılar. Daha sonra(yaklaşık bir hafta sonra) Dr. İgor yalan söylemekten kurtulduğu için sevinçliydi. Çünkü Veronika aslında ölmeyecekti. Sadece üzerinde çalıştığı bir tez için Veronika’yı denek olarak kullandı. Dr. İgor gerçekten de akıllı bir doktor. Kaçtıkları günün sonunda Veronika ölmemişti.