Puan vermedi·140 syf.····Okunma: 12 Kasım 2018 23:02 Kimilerinin böyle bir "yeraltı"sı var. "Canlı hayat" tan bağını kopardığı "güzel ve yüksek şeyler" düşlediği kendine ait kimseciklerin olmadığı bir yeraltı... Burada anılar tekrar canlanıyor her seferinde kendisine yeni bir anlam katıyor en nihayetinde bu kitap gibi sanata ve felsefeye bağlanıyor.
Burası tepeden tırnağa huzursuzluk. Burası istediğin zaman yalnız kalacağın bir "billur saray" değil. Burası bir mecburiyet!
Burası toplumuna ayak uyduramayanların ülkesi.Her ferdi, çevresinden uzaklaşıp vatandaşı olduğu bir kitabın sayfalarında kayboluyor. "Canlı hayat" ın bütün unsurları berrak sudaki çakıl taşları gibi net gözüküyor. Bir idrak dağarcığına kazınıyor, hayatındaki boş ve manasız her şeyin dibine kibrit suyu döküyor. Yeraltı, insanı işte böyle bir kauçuk gibi şekillendiriyor.
Hayaller kuruyor bazen "kahraman" bazen "çamur" oluyor. "Güzel ve yüksek şeyler" düşlüyor sonra da olmayacağına inanıyor. Burası bir tutarsızlık. Çelişki kümesi... Kitabın ilk bölümünde bir münazara hali olması belki de bu yüzden.
İnsan burada "dış etkilerden" kurtulmak için kitaplara sığınıyor. Her kitap yeraltına birer birer pencere açıyor, sayfalardan perdeler dikiyor, okudukça aralanıyor, her pencereden başka bir güneş doğuyor.
Ne değerli ve yüce varlıklar... İyi ki varlar. Var olsunlar!