Duble bir bardak çay ve bu kitap. Çay bitinceye kadar sona geliyorsunuz. Tempolu ve akıcı anlatım Zweig klasiğidir, bu kısa roman-hikâyede de aynen öyle.
Mevzuu savaş. Hem iç hem de dış. Hangisi daha zordur diye ayırt etme sıkıntısını ortadan kaldırırcasına, ikisi birden olunca en zoru diyebiliriz. Çatışma işin içinden çıkılmaz bir hal alınca, çözümsüzlükler "mecburiyet" ile sonuçlanmaktadır.
Akılla izah edilemez sebeplerden ortaya çıkan dünya harplerinde, bir yığın insanın hayatı yok olurken, geride kalanlar da yarı ölü halde kalakalmış. Toplumların böyle kararlara boyun eğmesi saçmalığına bireysel anlamda itiraz etmek saman alevi cihetinde olsa da, dıştaki ayak direme içteki çatışmayı ateşliyor.
Mecbur olmak, karşısında kaybetmekten korktuklarımızı bulduğumuzda, bazen zorunluluğu ortadan kaldırırmamız gerekiyor. Keşke önceliğimiz insan ve -lar ekli çoğullar olsa da, ne iç ne de dış çatışmalar yaşanmasa.
Okurken zaman sıkıntısı gerektirmeyen, dokunması, anlatması gereken duyguları bir bir işleyen Zweig, yine güzel ve yine okunmalı...