Puan vermedi·384 syf.··
2018 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2018 15:43
Araştırdığım kadarıyla Atwood tarzını ne distopya ne de ütopya kavramlarıyla anlatıyor. Bu ikisinin birbirinden ayrı olmadığını hatta böyle bir kitap yazılamayacağını anlatıyor bir kitabında. En karamsar distopya yazarlarının eserlerinde bile bir dere kenarını anlatan ütopyalar vardır diyor. Kendi deyimiyle " üstopya" diyormuş eserlerine. Damızlık kızın öyküsü de Atwood'un bir üstopyası oluyor buna göre. Açıkçası okurken bana üstopik bir roman gibi hissettirmedi. Genelde okuduğum distopyalar " böyle bir şey olamaz ki " hissi verirlerdi. Damızlık kızın öyküsü bu yönden çok gerçekçi hissettirdi. Sanki her gün televizyonlarda gördüğümüz gazetede okuduğumuz hatta komşumuzun başına gelmiş olaylar gibiydi (ki bence öylede) Tek fark bunların kitapta kanunlaştırılmış olmasıydı. Başta fredinki'nin hissettiği gerilim ve daha sonraki koyvermişlik hissini çok güzel hissettirdi bana. En çokta Lydia teyzenin "sıradan şey alıştığınız şeydir "sözü beni etkiledi diyebilirim. Okurken insanların alışma sınırlarını düşündüm. Bunun bir durağı var mı diye sordum kendime. Kitaptaki gilead yönetiminin de elindeki en büyük silahın insanların alışma eğilimlerini bilmeleri olduğunu düşündüm. Alıştıktan sonra duvardaki bir ceset bile sıradan bir et yığını olarak görünebilir insanın gözüne. Karakterleri dinlediğinizde hepsinin olaylar içerisinde kaldığını ve çok sorgulamadığını farkettim. Günlük hayatlarını devam ettiren insanlardı sadece. Tabiki heryerde olduğu gibi olaylar akışında ilerlemeyen buna karsı koyan alışmayı reddeden insanlarda vardı. Sanırım distopya ında içinde ütopya dediği kısım bu olsa gerek. Son olarakta kitaptan en hoşuma giden söz :" cennet için sana ihtiyacımız var. Cehennemi kendi başımıza da yapabiliriz."
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma
·
3 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.