Puan vermedi·156 syf.····Okunma: 26 Kasım 2018 14:18 Filozof-Kral, Bilge-Kral tanımlamasını belki de en çok hakeden isimlerden birisine...
Marcus Aurelius Antoninus Agustus’a ...
Bu kitap başka şartlar altında günümüzün TEDxTalks’larından birisi olabilirdi. Ama biz kitap olarak okuyoruz, böylesi de güzel. Gerçi sürekli ağır bilgi, tavsiye ve tecrübe bombardımanı bir noktada “Marcus hocam bir sal da azıcık nefes alalım, tamam sen haklısın, en doğru sensin “ hissi oluşturuyor. Bazı yerlerde ise birbiriyle çok alakalı olmayan “düşüncelerin” alt alta yazılmış olması akıcılık açısından sizleri kötü etkiliyor.
Ancak şunu da kesinlikle söylemek isterim ki ilk başta, hoşuma giden cümlelerin altını çizme isteğim kitapta ilerledikçe “hamallığa” dönüştü. Çünkü nerdeyse her cümle bir şeyler anlatıyor ve o şeyleri gerektiği gibi anlatıyordu. Eğer altını çizmeyi bırakmazsam kitabın sonunda, sadece dipnotlar kısmı kuru kalmış, altı tamamiyle çizili bir kitabım olacaktı. Çizmekle uğraşmayıp -ve tabi alıntıları buraya yazmakla- doğrudan kitabı özümsemeye, ondan bir şeyler almaya çalıştım.
Bizde olanı bize koyma hedefiyle yola çıkan bu kitap aslında Aurelius’un kendiyle ilgili düşüncelerini unutmamak için aldığı notlardan ibaret. Bu notları biz uzun aforizmalar şeklinde okuyoruz. Gladyatör filminden de asaletine aşina olduğumuz Aurelius, Machiavelli tarafından kaleme alınan Titus Livius’un on kitabı üzerine söylevler kitabında beş iyi imparatordan biri olarak tarihe geçmiş.
İmparatorumuz, genel olarak Stoa felsefesinden etkilenmiş ve bu felsefenin bir ürünü olarak doğayla uyumlu yaşamayı, yaşatmayı, her şeyin geçici olduğunu, tek önemli olanın “şu an” olduğunu, ölümden korkmamayı hatta yeri zamanı geldiğinde onu istemeyi (bu konuda daha detaylı bilgi için Bkz. Kittiumlu Zenon) iyi ve erdemli yaşamak için neler yapılması gerektiğini nelerden de kaçınmamız gerektiğini bizlere bir filozof duyarlılığında vermiş.
Evrensel akıl, dünyanın özü, her şeyin aynılığı ve birliği, mutlak ve bağımsız iyi, erekselci bakış, toplumsal pragmatizm, anti-hedonizm, kadercilik, kelebek etkisi, tümdengelim değindiği diğer konular arasında.
Bir arkadaş bu kitapla ilgili “hiç bitiremeyeceğim çünkü her okuduğumda farklı anlamlar çıkarıyorum” demiş. Evet gerçektende okuduğunuz cümleyi geri dönüp tekrar okuduğunuzda dahi farklı anlamlar çıkarabiliyorsunuz. Ama şahsi fikrim, tüm bu karmaşıklığının yanında aslında tüm sayfalarda tüm cümlelerde söylenmeye çalışılan belli başlı şeyler ve bir mantık var. Sanırım kitaptan -eğer başarabilirsek- alabileceğimiz en büyük fayda bu mantığı(düşünüş tarzını) anlamak olacak.
Marcus Aurelius kitabını okumamın benim açımdan güzel tarafı Antik Yunan’ı Platon’u, Aristo’yu, Seneca’yı Cato’yu, Cicero’yu, Plutarkhos’u, Herakleitos’u ve daha nice filozofu hatırlamak oldu. Umarım sizde de buna benzer güzel bir etki yapar.
Evet, Romalılar sizleri daha fazla sıkmadan imparator, yüce insan, Marcus Aurelius’u okumaya davet ediyorum.
Son olarak eğer kitabı okurken müzik dinlemek isterseniz tavsiye edebileceğim bir tane var, ancak Türkçe ismini bilmiyorum, buyrun:
Ο ΣΤΑΘΜΟΣ-ΕΥΑΝΘΙΑ ΡΕΜΠΟΥΤΣΙΚΑ