-Spoiler içerebilir-
İkinciye okuyorum kitaplarını, senin yazdığın sırayla ve seni daha da çok anlamak kaygısıyla. Aslında tam tersidir, okurken bir şiiri ya da bir kitabı kendinden izler ararsın, ama ben senin kitaplarını okurken senin izlerini, hissettiklerini, yaşanmışlıklarını, küskünlüklerini, acılarını, özlemlerini, hayattan beklentilerini... görmeyi umut ederek okuyorum. İkinciye okuyorum ama daha kaç kez okurum bilmiyorum.
Hani bir röportajında diyorsun ya "bir çocuğun muzipliğini hissettim hep şiir yazarken" ben de okurken hissediyorum onu. Çok ayrı yerin bende o yüzden o kadar çok yazasım var ki. Niye bu kadar erken gittin ki? Ya da niye iyiler hep erken gider?
"Aklım başımda olsaydı şiir yazmazdım
Aklım başımda olsaydı, her devirde nasıl beceriyorsam muhalif olmanın bir yolunu bulmazdım"
demişsin ya son mektupta, ben senin muhalifliğini, direnmeni, kendi doğruların için savaşını, bu savaşı da büyük bir zerafetle sergilemeni sevdim. Son mektubu da koyayım o da kalsın burda.
youtu.be/L_9wGMcyWVg
"Kaç şiir, kaç kere, sular altında kaldı.
Kitaplar, aşk, her şey.
Her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım"
Kaç şiir sular altında kaldı evet, kaç şiir yarım ve eksik gidişinle...
Keyifli okumalar...