Puan vermedi·330 syf.··Beğendi
· Lisedeyken sadece ismen var olan kulüplere hepimizin bir kerede olsa katılmışlığı vardır heralde. Ben her zaman kütüphanecilik kulübünü seçerdim bu sayede kütüphanede nöbet tutar sıkıcı mı sıkıcı derslerden kaçardım.
Kitapların yeri hiç değişmezdi nedeni okuldaki öğrencilerin çok düzenli olması değil tabi kimsenin kütüphaneye uğramamasıydı. Edebiyat hocamla beraber hevesle açtığımız, kitapları titizlikle seçip düzenlediğimiz kütüphanemiz malesef boynu bükük bir şekilde koridorun sonunda duruyordu. Arada uğrayanlar olurdu tabi ama uyumak için gelirlerdi. Bende kütüphanedeki kitapları gözden geçiricek bol bol zamana sahip olurdum. Kardeşimin Hikayesi, bu şekilde elime geçti ama okumadım çünkü garip bir huyum vardı.Biri bana bir kitabı okumam için baskı yaparsa ne kadar iyi olursa olsun o kitabı okumazdım. Çünkü kitap bana özel olmalıydı, onu kendi isteğimle okumalıydım başkası istedi diye değil ve keşfeden kişi de ben olmalıydım. Bundan dolayı Kardeşimin Hikayesi'ni okumam baya gecikti. Elime her geçtiğinde yerine geri koydum ama en sonunda pes ettim.
Bitirmem sadece bir günümü aldı sayfaları nasıl çevirdiğimi bilmeden bütün kitabı okudum.
Livaneli'nin kaleminin gücüne hayran kaldım ve Kardeşimin Hikayesi benim için unutulmaz bir roman olarak kütüphaneme eklendi.