·393 syf.····Okunma: 04 Aralık 2018 23:37 Nazım Hikmet'in Piraye'si olmak. Belki de her kadın ister bunu, adına şiirler yazılsın, bir adam adınıza şiirler yazacak kadar çok sevsin...
Ne yazık ki bu kitapta böyle bir durumla karşılaşamadık. Özgürlükçü, okuyan, edebiyat tutkunu olan Piraye' nin zamanla nasılda sıradanlaştığını gördük. Bence bu kitap böyle olmamalıydı, içinde az da olsa aşk barındırmalıydı, şiirler yazılmalıydı, kültürel çatışmalara rağmen bir adamın bir kadın için neler yapabileceğini anlatmalıydı. Çünkü giriş bana böyle şeyler olacakmış gibi hissetirdi. Bu yüzden beklentilerimi karşılamadı demek doğru olur...
Kitapta sevdiğim tek yön yazarın diliydi o kadar güzel o kadar sadeydi ki çok akıcı bir şekilde okudum eseri.
Keşke eser Piraye ve Arif'in şiirlerle dolu cümleleriyle devam etseydi.
Kitabın içeriğine gelecek olursak; ünüversite okuyan özgürlükçü, cesur Piraye'nin Haşim ile olan yaşadıklarını anlatıyor diyebiliriz. İki sevgilinin içinde bulundukları kültürel çatışmalarından doğan olayların onlar üzerindeki etkilerini anlattı.
Bu romanda en garipsediğim Piraye idi. Onun bir intikam uğruna çocuğunu kullanması gerçekten kötüydü. Haşim ise Piraye'den daha berbat bir karakter di. Bir insan nasıl olurda sevdiği kadına bunları yapabilir anlamış değilim. Demek ki cahillik okumakla alakalı değilmiş...