72 syf.
·3 günde·8/10
Lafargue, bu kitabında Marksist düşünce ışığında insanların daha az çalışmalarını savunuyor, bunu temellendirirken Antik Yunan ve Roma felsefelerinin çalışmayı hor gören düşünceleriyle konuyu işliyor.

Kitap başlarda Kapitalist üretim tekniklerinin zaman içerisinde gelişimi ve insanları nasıl köleliğe sürüklediğini açıklıyor, kitabın bu kısımlarında birçok yabancı isimler geçmesinin de etkisiyle akıcılık zedelenmiş. Ancak anlatımda üretim ve çalışma ilişkilerinin gelişimi güzel bir şekilde yansıtılmış, insana konu üzerine düşünce kazandırabilecek bir metin.

Kapitalist Batı ve Marksist düşünceleri arasında yetişen bir insan eserinde de tabi olarak doğallıktan dem vurarak tez hazırlama gereği duymuş, insanların günde 3 saat çalışmaları gerektiği temellendirilmeye çalışılmış, bu durumu ise Kapitalist sistemlerde yetişenlerin anlamayacağını söylemiş Lafargue.

Antik Yunan'ı örnek almış, biz de alalım, çok sınırlı bir yurttaşlar kesimi bunu uyguladı ve Lafargue de bunu anlatıyor ve Antik dönem kölesi yerine de makineleri koyuyor. Böylece herkes gününü boş geçirebilecekmiş. Yunan'da küçük yurttaş kesimi boş zamanlarını müzik, eğlence ve beden terbiyesine ayırıyorlardı peki bu dönem insanları, Proleterya diye adlandırdığı kesim, altı milyarlık nüfus günde üç saat çalışarak kalan zamanını bir Yunanlı yurttaş gibi mi harcayacak? O dönemden bugüne nasıl insan köle yerine makineyi koyduysa eğlencenin uğradığı değişikliği de saptamalı Lafargue ve boş zamanları şarap içip eğlenmekle doldurmamalı çünkü bu nüfus şarap içip eğlenmeye kalkarsa dünyada üzüm kalmaz...

Lafargue ayrıca Kapitalist düzenin getirdiği İnsan Hakları düşüncesini de kabul etmiyor, bunu tembellik hakkıyla birleştirdiğimde ise Kapitalistlerin tam bir Lafargue felsefesiyle hareket ettiklerini düşünüyorum. Diğer insanları boş verip, kendi tembellik hakkını kullanıp hayatını eğlenmeye adayan bu kesim neden suçlu o zaman, daha çok insanın tembellik hakkını engellediği için mi? O zaman Platon (Köleliği meşrulaştıran bir düşüne sahipti.) neden suçlu değildi diye sorunca, zamanın şartlarının Yunanların, bazı insanları çalıştırarak kendilerinin tembellik etmeyi başardıklarını söylüyor. Buna dayandığımızda bile belki şu an Kapitalist sömürücüler de zorunda olduklarını düşünerek bu sömürülerini sürdürerek tembellik haklarını kullanıyorlar...

Söylemek istediğim şey şu ki aynı köklerden beslenen bu iki ideolojinin çatışması bana körler döğüşü gibi geliyor, insanın doğal hali ile ilgisi olmayan, uyuşukluğa alışmış bu bedenler ve zihinler hep aynı düşünceleri hortlatarak kendilerini haklı göstermeye çalışıyorlar oysa bizim topraklarımızda işleyen demirin pas tutmayacağı bilinir, çalışmak demek, yaşamak demektir.