Karakterlerin sürekli olarak yollarının kesişmesi bir yerlerde ama asla farkında olmamaları. Hakan Günday kişilerin ruh hallerini öyle güzel anlatmışki o ruhun içinde kapılıp gidiyosun sende acıya. Acı diyorum çünkü kitapta negatif bir ruh hakimdi. Kitabın kapağını kapadığımda ise aklımda kalan tek cümle
"6 yaşındaydı ve 6 yaşında ölecekti"
Acı diyorum çünkü Hakan Günday kendini insanlara karşı sorumlu hisseden biri, ondan güzel mutlu bişeyler yazmasını bekleyemeyiz zaten. Ve bunu da çok güzel okura yansıtıyor. Aranızdaki bağ asla kopmuyor. İşleri bitirip hemen kitaba koşuyorsunuz. Etkisinden kurtulmanız uzun sürüyor üstelik. İçinizde bir burukluk bir hüzün. Keşke olmasa diyorsunuz. Ve son anda Hakan Günday size hayata tutunmak için zeytin dalı uzatıyor. Derdâ ve Derda'nın kavuşması. Ve Oğuz Atay sayesinde. Anlaşılmak istenen iki insan anlaşabilecekleri yine kendileriyle buluşuyor.