Kitap büyük bir aşkı anlatıyor. Ayaz ve Kader amca çocukları, aralarında yaş farkı da var. Ayaz Kader'i doğduğu andan beri seven deli bir aşık. Mardin'in en güçlü ağalarından ama bir ağadan çok aşık bir adam.
Aşkı için her şeyi yapan bunda zerre kadar pişmanlık duymuyor. Kader ise okumak isteyen Ayaz'ın aşkını büyüklüğünü fark edemiyor, o güne kadar sadece okumak isteyen kendi halinde bir kız. Ve Ayaz'ı gördüğü her yerde kaçıyor. Kader'in ailesinin başına kötü bir olay geliyor ve Ayaz'ların evinde kalmak durumunda kalıyorlar. Sonra herşey çorap söküğü gibi ilerliyor. Kader ne kadar kaçmak istese de Ayaz gibi deli aşıktan kaçamıyor. Hikaye bunun üzerine kurulu ama asla berdel ve töre gibi şeyler asla yok okurlen sizi rahatsız edecek unsurlar yok. Ama belki akraba evliliği/aşkı ile ilgili bakış açınız önemli ama burada kimse kimseyi zorlamıyor evlenmek için. Bu yüzden önyargılı olmayan derim. Hatta kitabı okurken ben çok eğlendim. Özellikle Ayaz'ın deliliklerini okumaktan keyif aldım çılgın bir aşık. Kader ise aşkı bilmeyen ama ona aşkı en güzel öğretebilecek insana evet diyor. Acı yok mu? Var olmaz mı hiç, onu da okuyup görün derim. Mardin'de macera bitip İstanbul'a taşınıyor oradaki komik ve aşklı sahneler en güzeliydi. Unutmadan Azat ve Gül, Boran ve Dicle'nin hikayesini de merak ediyorum. Hakan var bir de katan. Tama bir olay o da. Kitapta beni rahatsız eden unsur sadece yazım hatalar çoktu. Keşke dikkat edilseydi. Bir okurun en çok dikkatini çok dağıtıyor.
En sevdiğim sahneler
Kader'in gül tatlısı yaptığı zaman.
Beyaz gömlek
Kütüphane
Gelinlik.
"Seni sevmek sevgilim, seni sevmek yaşamak gibi ve nefea almak gibu benim için. Ekmek, su gibi muhtacım sana, görmüyor musun? Dokunduğun ber yer alev alıyor bedenimde."
"Bir nefrs kadar yakınken ben sana,
Bir ömür kadar uzaksın sen bana."