216 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Güzel bir eserin daha sonuna geldik. Muhteşem hisler barındıran bir eser oldu benim için. Özellikle ilk kısma hayran kaldım. Her kitabın; kişiye farklı duygular bırakması, farklı lezzetler bulundurması şahane. Düşünüyorum da aynı duyguyu sadece kötü kitaplar veriyor. :D Ama iddia ediyorum yazarın diğer eserleri Fesleğen tadını veremicek. Ama farklı duygular uyandırabilir. Mesela bu roman bana yağmuru sevdirdi. Aslında hep severdim de ama bir doğa olayı olarak. Böyle derin manalar yüklemeden… Şimdi bu üçlüden vazgeçemiyorum ( yağmur, çay ve kitap).
Bu incelemeyi üniversitedeki ilk dersimden önce yazıyorum. Ekim ayında yazıyorum, acaba ne zaman paylaşırım bilemiyorum.
Az önce muhteşem bir gökkuşağı gördüm. Rabbim her şeyi o kadar muntazam yaratmış ki biz insanlar hayranlık ve şaşkınlıkla izlemekten alıkoyamıyoruz kendimizi…
Şuan gök gürlüyor yağmur onun hakkında konuştuğumuzu duymuş olmalı. Birazdan katılır aramıza...
Kitaba geçelim; ilk kısma bayıldım müthişti. Aşk-ı tevekkül… Okurken yüreğim titredi. Betimlemeler ve olay anlatımı harikaydı. Yazarımızın doğal ve sohbet tadında bir anlatımı var. Ne yazık ki kısa sürdü. Kitabın tamamen böyle devam etmesini isterdim... İkinci kısım ise şiirler ve anılarla Hikmet’in Elif’ine yazdıklarından ibaret. Kelimelerin ne kadar yetersiz kaldığını çok güzel ifade etmiş. İşte yağmur da yağmaya başladı çay bana… Yaa ama bu haksızlık çay veren yokmu :( aşk mı olsun size. Neyse çaysız devam edeyim incelemeye. Nerde kalmıştık. Üçüncü kısım da yaşama dair; hikayeler, yaşanmışlıklar ve şiirler yer alıyor. Ve münacat ile son buluyor kitabımız.

Yazarımızla Fesleğen adlı romanıyla tanıştık ve kalemine hayran kaldım. Aşkı o kadar güzel anlatıyor ki ah böyle aşklar var mı diye soruyor insan. Ben ki aşka inanmayan biriyim onun sayesinde böyle bir aşkın peşine düşüp, hayal alemine dalıyorum.
Yav herkes arkadaşlarıyla geliyor okula, bir ben miyim yalnız takılan? Hocamın bir sözü geldi aklıma;
“ Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar
Güneş yalnızda olsa etrafa ışık saçar
Doğruların kaderidir Yalnızlık
Kartallar yalnız, kargalar sürüyle uçar.”
Hep böyle sözlerle derse başlardı ama az ezberlemişti bir yerden sonra hep aynıları söylemeye başlamıştı.
Kopuk bir inceleme oldu çok özür dilerim. Eğer yanılmıyorsam okuduğum ilk Türk yazar Hikmet Anıl Öztekin’dir. Türk yazarlara karşı önyargılıydım, onun sayesinde önyargım kırıldı. Ve nice değerli yazarla tanıştım.
Beğenerek okudum sizlere de tavsiye ederim. Yazarın diğer eserlerini okumak da inşallah nasip olur.


Aşk diye bir şey var mı abi, yoksa bu bir yalan mı? Nedir peki, neye benzer? Gökkuşağı gibi renk renk mi yoksa gece gibi siyah mı? Güneş gibi yakıcı mı, deniz gibi ferahlatıcı mı? Yıldız kadar uzak mı, yoksa şah damarından bile yakın mı? Nedir bu? Neye benzer? Söyle abi anlat bana o aşk masalını ya da gerçeğini. Anlatta bilsin şu kalp yerine duran taş. Seni Bir olana yakınlaştıran mı, uzaklaştıran mı?
“İçinde umut olan bütün yalanlara inanmaya hazırım.”

Yazarımızın da dediği gibi;
Tevekkül etmeli…
Tevekkül ama
Aşk-ı tevekkül...

Allah’a Emanet Olun Canlar...