·132 syf.····Okunma: 29 Aralık 2018 22:57 Filmlerde genellikle yazılmış bir olay vardır ve etrafındaki diğer her şeyin nasıl olacağına bir kişi karar verir. Ses onun istediği gibidir. Oyuncular yine onun seçimidir. Olayın (yazar tarafından belirtilmemişse) yeri ve zamanı da yine aynı kişinin ürünüdür. Ve tabii bir filmde benim daha bilmediğim birçok etkenin ipleri yönetmenin elindedir. Kalitesine göre duyulara şölen yaratır filmler. Kimisi gözlere, kulaklara kimisi daha derinlere… Bunu yapabilmek sanatın vazgeçilmez bir parçasıdır elbet ama en nihayetinde başka bir insanın hayal gücünü izlemektesinizdir. Fakat okur bilir ki, her kitapta yönetmen kendisidir aslında. Her beyin kendi resmini çizer ve oluşan şeritler farklı bir film yaratır. Bu hazzı yaşadığımız ve bundan zevk aldığımız için böyle bir sitede toplanmışız zaten ve birbirimizin halinden anladığımız için böyle paylaşımlar yapıyoruz bence. Birbirinden farklı incelemelerimizle kendi bakış açımızı paylaşıyoruz aynı hisleri yaşadığını bildiğimiz insanlarla.
Anlayacağınız üzere yeni bir yazarla tanışmanın mutluluğunu yaşıyorum yine. Kitabın doyurucu bir edebi eser oluşunun en büyük kanıtı önsözde okumanız için sizi bekliyor. Kitaba, Gulf Stream’de kayığıyla yalnız başına avlanan yaşlı bir adamın tam seksen dört gündür balık tutamadığını ve nihayetinde dört gün dört gece bir kılıçbalığı için mücadele verdiğini, uğruna savaştığı kılıçbalığının köpek balıklarına yem olduğunu bilerek başlıyorsunuz. Merak etmeyin niyetim spoiler verip tadınızı kaçırmak değil, söylemek istediğim; hikâyenin iskeletine dair her şeyi bilerek başlıyorsunuz esere. Ama sanki hiç bilmiyormuş gibi o dört gün dört geceyi yaşlı balıkçıyla geçirdim adeta. İkimizde koskoca kılıçbalığının sürüklediği kayıktayız ve o yaşıyor ben izliyormuşum gibi…