·428 syf.····Okunma: 01 Ocak 2019 11:43 "Yemek yiyorlar, şarkı söylüyorlar,
Sevişiyorlar siyah insanlar da.. "
Diğer insanların sahip olduğu duygulardan, tutkulardan, yeteneklerden yoksun değiliz diyor siyah halkın siyah seçkinlerinden Ernest Dholomo. Biriz. "İnsan türündendir bütün insanlar." Taşıdığımız duygular bir. Sevgi, nefret, hüzün, neşe, aşk, korku, kırılganlık.. Kimseye özel olarak verilmiş başka bir duygu yok. Birtakım çeşitliliklerimiz var sadece.
Şiire Zulu kadınları giriyor, zürafalar, zebralar, leoparlar, savanalar, öküz derisinden uçurtmalar, AIDS, açlık, sömürü, farklı şehir adları, gelenekler, ülke sorunları.. Bu kadar.
Çağdaş Güney Afrika Şiiri Antolojisi, resmî olarak 11 farklı dilin konuşulduğu Güney Afrika'da, şiirlerinin çoğu İngilizce'den çevrilmiş 67 şair ve onların hayatları, edebi anlayışları, eserleri ile şiir örneklerinden oluşuyor. Şairler bakımından kapsamlı bir antoloji. Erken dönem şiirleri sözlü geleneğe dayandığı için kitapta yer almıyor. Onun haricinde kitabın dışında kalan az sayıda şair olmuş.
67 şair doğum yıllarına göre sıralanmış. -1901 doğumlu Roy Campbell'den 1981 doğumlu Mpho Ramaano'ya kadar.- İlk dönem şiirleri daha çok lirik şiirler.
"Sevgilim! Nasıl övsem ki ben seni!"
(Canımın İçi, Ernest Dhomolo, 1903)
70'lerden sonra şekil olarak pek bir fark olmasa da içerik ve üslup epey değişiyor. Şiirler daha katı ve cesurca yazılmış. Sorunların başını ensest, istismar, adam kayırma, ırkçılık ve yoksulluk çekiyor.
"Rahatsız etmeyin Bay Başkanı
Önemli bir toplantısı var Washington DC'de
Evler satın alın ona dünyanın büyük kentlerinde.
Unutmayın özel bir uçak, bir balon almayı.
Sıçrayarak, el çırpacak, yere basacak İYİ BESİLİ BİR BABUN gibi."
(Bay Başkan Bırak Bebekler Ölsün, Vonani Bila, 1972)
Bir Ömrün Suskunluğu ve Kedibone adlı iki şiir var. Kadın ve çocuk istismarını dehşetle anlatan. Uzun şiirler olduğu için ve bütünü bozmamak için alıntılamadım. İkinci bölümde beni en çok etkileyen şiirler onlar oldu.
İlyas Tunç'un geçtiğimiz aralık ayında "Çağdaş Nijerya Şiiri Antolojisi" adında yeni bir kitabı daha çıktı. İleriki zamanlarda okumayı istiyorum onu da.
Son olarak Türkiye'de Afrika insanına düşmanlık besleyenlere pek rastlamadım. Bizim, kendi içimizdeki farklılıklara karşı tutumumuzda var sorun. Yakın zamanda okuduğum kitaplarda geçen ve farklılıklarımıza belki de en doğru yorumu getiren şu iki cümleye hayran kaldım:
Ernest Dholomo:"Bölünme anlamına gelmez çeşitlilik."
Ursula K. Le Guin:"Eğer hepimiz aynı fikirde olursak (...) bir makineden farkımız yok demektir."
Ne mercimek ne tarhana, dünyada tek bir çorba olsaydı sadece, örneğin tavuk çorbası. Korkunç olurdu sanırım.
Keyifli okumalar.