Gönderi

Fena inceledim. İnce eledim.
Puan vermedi·552 syf.··
2019 1. kitabı
Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabı olmasına rağmen, Orhan Pamuk'u Orhan Pamuk yapan çoğu niteliğin bu kitabın satır aralarından süzülebileceğini düşündüm. Bir efsane değil. Ama bir kaç temel noktada,kendi kütüphanemdeki Türk eserleriyle kıyasladığımda ve kendi referanslarımı baz aldığımda standartın bir kaç tık üstünde bir eser. Sırf kendi içinde bir karşılaştırma için bile olsa ikinci bir Orhan Pamuk kitabını sıraya aldım sayılır. Anlamadığım şeylerden biri şu: kitabın gayet tutarlı genel seyri içinde, tasavvufun dehlizlerinde ve nakkaşhanelerin gizem kokan mahzenlerinde dolaşırken, birden, damdan düşer gibi, seksin ve şehvetin içine en adi ve basit kelimelerle dalınması. Kitaptaki her detay ince ince renklendirilip, edebi tasvirlerle ve tekniklerle nakşedilirken, iş cinselliğe geldiğinde,günümüze ait çirkin kelimeler düpedüz bir bayağılık içinde kullanılıyor ve romanın atmosferine bir tezat oluşturuyor. Fakat bunu bir üslup olarak tartışmaya açık bulmakla beraber bir yama gibi durmadığını da belirteyim. Bahse konu bu üslup her konu için geçerli olduğundan, iş cinselliğe geldiğinde yapılan bir üslup değişikliği belki bütünlüğü bozmak içindi ve tersi olsaydı sırıtacaktı. Bilemedim. Benim de kafam karışmış belli ki. Romanda süregiden masalsı anlatıma ters düşmüş bu detay,fakat aynı anda gerçeklik temeline omuz vermiş diyebiliriz.     Kurgu,şüphesiz ki başarılı. Mizah ve korku pürüzsüzce birbirine çivilenmiş halde.Fakat hikayeyi anlatan farklı kişiler,sanki hep aynı ağızdan konuşuyor. Hepsinde de bir tasvir merakı ve detaycılıktır gidiyor. Bahsi geçen her nesnenin,her mekanın(özellikle İstanbul'un), kişinin ve alıntının konuyla ilgisiz özellikleri sıralanmış durmuş her fırsatta. Bu açıdan dil biraz ağdalı, sıfatlar,sıfat ve isim tamlamaları havada uçuşuyor, cümleler uzun ve boğucu. Bu, hikayenin, gerçeklikten öykünme temelini sağlamlaştırırken aynı anda şiirsel bir anlatımı kaybetmemek adına özellikle yapılmış olabilir, çünkü Osmanlı kültürüne ait birçok ritüel ve kültür kodu hikayenin bel kemiğine saplanmış vaziyette ve bıçağı daha derine ittirmek için kelimelerle oynamış durmuş Orhan Pamuk. Olaylar ve karakterler, hep soyut,edebi ve sanatsal kavramlar ve tanımlar üzerinde çalkalanıyor ve romana taban oluşturan bütün tarihi kişiler ve eserler dört bir yana serpiştirilmiş. Kitabın en güçsüz tarafı da bu bence. Sisli bir oryantalizmin içinden, Doğu'nun ve Osmanlı'nın ruhuna yaklaşmış ama tam anlamıyla akamamış, anlatım ve mana.     Osmanlı'nın ve İslamiyet'in çirkin yahut çirkinleştirilmiş yüzlerinde de biraz fazlaca geziniyor yazar, ancak bu da gerçekliğin bir parçası olması açısından, hikayenin eksenine ve vermek istediklerine bir paralellik arz ediyor olabilir. Tarihçi değilim. Ama bence böyle. Yazar yer yer fazlaca coşmuş olsa da, hikayede olup biten şeylerin tamamı kötü niyetle veya çarpıtılarak verilmiş demek haksızlık olur. Çirkin hikayeler seçilmiş diyebiliriz belki zaman zaman Yalnız, oğlancılık olayı yerli yersiz şişkinleştirilmiş,orası kesin. Ne gerek vardı anlamadım.      Resime,çiniye,minyatüre,hat sanatına veya renklere karşı merakı olanlara bu roman daha ilgi çekici gelecektir. Tersi durumda da biraz sıkıcı,haliyle. Çoğu zaman uzun uzadıya, boz bulanık metaforlarla yoğrulmuş resim sanatına ait detaylar,incelikler,usüller,teknik ve akımlar hikayeyi boğmuş,bu tarihi olaylar ve edebi eserler için de geçerli. Bu yönüyle kitap küçük bir ansiklopediye ve külliyata dönmüş ve hikayenin içine tıkıştırılmış bir çok bilgiyle harmanlanmış. Heterojen bir yapısı yok,ama akıcılığı çok sekteye uğruyor kitabın bu yüzden. Bir çok sanat dalına birden ilgi duyuyor olmalısınız, hatta bu alanlara hakim olmalısınız, bir solukta bitirebildim bu kitabı diyebilmeniz için. Velhasıl kurgu olarak gayet başarılı. Hikayeler içiçe, bol ve çoğu zaman ilgi çekici. Hikayenin  üslubu başarısız diyemesem de ayırıcı bir tarafı yok,biraz yorucu. Yazarın üslubuna gelince:çok şiirsel,ağdalı ve uzun cümleler bir kaç kere okuduğunuzda size beklediğinizden fazlasını bile verebilir,tabi buna zamanınız varsa ki benim yok. Bu da, romanın en zayıf ikinci halkası bence. Yine de ilginç ve okunası bir çalışma kesinlikle. Tarihi bir roman yazmak hakikaten de çok zordur. Orhan Pamuk gayet başarılı bence. Eserin üstünde epey düşünülmüş,çalışılmış ve emek verilmiş. Orhan Pamuk,sırf bu kitabı yazabilmek için bir kütüphane dolusu kitap(ki çoğu da eski veya yabancı dildeki eserlerdir) okumuş olmalı,bu çok belli.Ben anlatabilmek için bu kadar emek verdim,siz de anlamak için emek vermelisiniz der gibi bir hali var Orhan Pamuk'un ve "Benim Adım Kırmızı"nın. Vakti bol olanların sindire sindire hatta araştırarak okumasını tavsiye ederim.Ben anladığım kadarıyla yetindim.     Romanın derdi nedire gelicek olursak, Acem diyarında doğmuş ve İstanbul'da serpilmiş minyatürün, Frenk portreleriyle olan farklılığı ve bu farklılığın doğu-batı,kadın-erkek,ölüm-yaşam diyalektiğine konu edilmesi ve sembolik anlamda, medeniyetlerin algı ve yaşayış biçimlerine yansıması ve bu yansımaların da birbiri üzerindeki etkisi diyebiliriz. Bütün bu etki ve karşılaştırmalar minyatür,portre ve resim sanatı üzerinden yapılmış. Sıradışı ve nitelikli bir tarihi roman. Beğendim.     
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320bin okunma
·
9 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.