·71 syf.····Okunma: 28 Ocak 2019 13:49 SPOİLER
Siz hiç kendi kendinize satranç oynadınız mı? Hemde karşınız da bir satranç tahtası olmadan? Kendi stratejinizi kendinize uyguladınız mı? Peki siz hiç kendi kendinize yenildiniz mi? Satranç zehirlenmesi nedir bilirmisiniz? Bütün bu sorularım size çok garip geldi değil mi? Haklısınız garip çünkü.
Satranç, denilince aklımıza doğal olarak satranç oyunu geliyor. Peki sizin için satranç oyunu ne ifade ediyor? Bana sorarsanız? Satranç benim için bir zeka ve strateji oyunu. İyi bir satranç oyuncusu olmak istiyorsanız, karşınızda ki rakibin yapacağı hamleyi önceden hesaplamanız gerek. Ve karşınızda ki rakibe öyle bir hamle yapmanız gerekki, o bir adım atsa uçurumdan düşücek, ama o düşüceğini bilmeden atmalı o adımı, yani öyle yapmalı hamlesini. SATRANÇ BİR PUSU OYUNUDUR!
Stefan Zweig kalemine hayran olduğum bir yazar benim için. Yazar hakkın da uzun uzun bilgiler vermicem size, az çok hepimizin yazar hakkın da bir bilgiye sahip olduğunu düşünüyorum. Bu yazarın okuduğum üçüncü eseri benim için. Durmadan okumak istedigim bir kalem benim için. Yazarın seveni olduğu gibi, sevmeyeni de var. bu kitap yazarın intihar etmeden yazdığı son kitap. Ölmeden önce son sözleri gibi biz okurlarına. O yüzden yazarın bu kitabı, benim için diğer kitaplarına göre daha özeldi, özel olmayada devam etti ve edicek. Bu kitabı okumayı hep erteledim. Çünkü dediğim gibi yazarın biz okurlarına, yazdığı son satırları çabucak okuyup bitirmek istemedim.
Gelin biraz kitabın konusundan bahsedeyim sizlere. Karakterimiz satranç şampiyonu Czentovic. hayatı boyunca öğrenme güçlüğü çeken bir adam olmuş. Bu öğrenme güçlüğü çeken adamın yapa bildiği tek şey satranç oynamak. Çok basit şeyleri bile anlamakta güçlük çeken bu adam, satranç oyununun üstesinden çok iyi gelir. Ve hayatının odak noktası satranç olur. Satranç üzerinden paralar kazanır.
Diğer bir karakterimiz ise Dr.B.
Dr.B ise satranç oğrenmeye mahkum kalmış diye biliriz. Bir oda düşünün, ve o odada meşkul olucağınız hiç bir şey yok. Bir gün Dr.B’nin eline bir satranç kitabı geçer. Ve artık tek meşguliyeti bu kitapdır. Ve satranç oyunun da tek rakibi kendisiydi.
“Çünkü her seferinde iki ben’den biri ötekine yeniliyor ve rövanş istiyordu.”
O kadar meşgul olur ki bu kitapla, mahkum olduğu o hiçlikten bile onu geçirdiği satranç zehirlenmesi kurtarır. Ve ona doktoru bir daha hiç satranç oynamamasını söyler.
“Önce ilk sayfasını koparıp kitabı somyanın altına sakladım. Sonra ekmeğimden kopardığım küçük parçaları birleştirip gülünç ve yamuk yumuk satranç taşları yapmaya başladım, şah, vezir falan;”
New York’ta Buenos Aires’e gitmekte olan bir gemi de bu iki karakterimizin bulumduğunu düşünün... işte o andan sonrasının, okuma zevkini bozmak istemiyorum. Ama tahmin etmişsinizdir Czentovic’le Dr.B satranç oyunu üzerinde karşı karşıya gelir.
Bu kitabı okuyan herkez satranç oyunu oynamak istemiştir bence :) kitap insan da satranç oynama isteği doğuruyo. Kitap herkeze kısa gelmiştir. Okuyanlar için hele... Yazar her iki karakterin piskoloji durumunu çok iyi anlatıyor. Satranç üzerine bir kitap okumak isterseniz, hatta istemezseniz bile bu kitaba bir bakın derim.
Keyifli Okumalar...