Yazarla ilgili en çok ilgimi çeken şey, kendisine kanser teşhisi konulduktan sonra 1 yıl içinde bir sürü kitap yazması. Hem de sinirli bir şekilde. Bu siniri kitap karakterlerine yansımış. Baş kahramanımız Alex kendi özgür iradesiyle kötülüğü seçmiş bir suçlu. Başına gelen türlü olaylarla otomatik bir portakala dönüşüyor. Portakal Malezya dilinde "adam" anlamına geliyor. Yani otomatik adam da diyebiliriz. Artık iyi biri oluyor ancak bunun tek kötü yanı özgür iradesini kaybetmesi olmalı. İstese bile kötülük yapamaz artık. Çünkü o bir makine. Ne yapmaması gerektiğini bilen bir makine. Peki ne yapmalı Alex? O da kendisine bunu sürekli soruyor ki kitabın her bölümü "eee ne olacak şimdi ha?" cümlesiyle başlıyor. Kitapla ilgili tek şikayetim çevirisi bok gibi olmuş. Bıçaklı süt nedir ya. İngilizce argoları yansıtacağım diye değişik bir şeyler yapmaya çalışmışsın ama olmamış. Üzgünüm çevirmen. Bizimle değilsin.