İkinci dünya savaşında bir esir..
Delirmemek veya casus olup ülkesini satmamak için çabalıyor.. En sonunda işkence ve yalnızlıktan delirmeye başlıyor.
Ve bu sırada kurtarıcısı olan satranç kitabı geliyor düşünmekten kendine düşman olmuş beynini rahatlatabileceği bir şey buluyor ve işte dünya şampiyonunu yenen satranç oyuncusu böyle oluşuyor.
Bu kitap bende şu etkiyi yarattı : Aslında içinde bulunduğumuz koşullar sandığımız kadar umutsuz mu yoksa bizim hiç tahmin edemeyeceğimiz fırsatlarla mı dolu..