Puan vermedi·231 syf.····Okunma: 14 Şubat 2019 15:02 Bu da neydi böyle?
Nerden başlasam, nasıl anlatsam diye pek az kitap yormuştur beni. Şimdi bu listeye yeni bir kitap daha eklemiş oldum. Paragraflar arası bir bütünlük olmazsa şimdiden affola.
İlk olarak dil ve anlatıma değinmek istedim ama söz konusu yazar Aziz Nesin iken bana bu noktada sadece ”sus” düşer.
Şimdi gelelim içeriğine;
Surname, Osmanlı devleti döneminden de bildiğimiz bir çeşit eğlence defteridir. Ancak burada anlatılan ne bir düğün bayram ne de bir kutlama şölen... Ölüm cezalarına karşıt olan yazarın çok ama çok ağır bir ceza karşısında halka ibret olsun diye halka açık olarak yapıldığını belirttiği bir idam güya... Ama ne hengameli ne coşkulu bir asılma anıdır, aklım durdu. Konser izlemeye gelir gibi idam izlemeye gelenler beni şok etti. Asılacak bir adam varken binlerce insanın hem eğlenmesi hem boğaz derdine düşmesi, üstelik çocuklarının nasıl etkilenebileceğini düşünmeden kadınlı erkekli, çoluklu çocuklu olarak seyre dökülmesi beni derinden sarstı.
Hem bu yüzden hem de diğer mahkumların kendi suçlarına bakmadan Berber Hayri’ye yüklenmelerinden olsa gerek kara mizah oluşu... Aklımı durduran, vicdanımı titreten satırlar sona doğru gittikçe çoğaldı. Satırlar arasında topluma yönelik verilen birlik beraberlik, toplum bilinci vs mesajları harikaydı.
Aslında kitabın üzerinde söylenebilecek ve söylenmesi gereken o kadar çok cümle var ki... kitabın büyüsünü bozmaktan korktum resmen. Daha derine inemeyeceğim ama değişim konusuna yapılan vurgu ve satır arası mesajlar ile suçun bu kadar ağır olmasına rağmen ölüm cezasına karşı durmak öylesine anlamlı şekilde ifade edilmiş ki herkes,abartısız, bireyim diyen herkes mutlaka okumalı...