Dikkat! Türk edebiyatının "AKILLARA ZARAR" bir kitabının incelemesini okuyorsunuz!
Zamanın hızlıca akıp gittiği devrimizde, yapılan hiçbir eylemin geri dönüșü yoktur. Insanlar, o anda, o saniyede ne tavırda ne davranıșta bulunuyorlar ise o "O zamanda" kayıtlıdır ve bir daha o ana ulașamayız. Bu konunun kesinliğini yıpratmak isteyen yüzlerce yapılmıș "Sanatsal filmler" görüyoruz. Filmleri izlemeyi severim ve sayarım ama sadece FILM izliyoruz. Onun içindir ki yapılan eylemlerin, yanlıșların, doğruların bizde sadece tesiri kalır. Șimdi diyeceksiniz.. Bu kitapla bu meselenin ne alakası var?.. Hiç alakası olmaz olur mu? :
Kahramanımız, Hayri Irdal öyle bir insandır ki onu tam manasıyla çözmek, onun hayatını derinlemesine irdelemek.. Mümkün değil efendim... Fakat onda yașadığı anların, saçmalıkların, yalanların öyle bir tesiri vardır ki, iște mesele burda açıklığa kavușuyor. Hayri Irdal, yașamında daima modernliğe ayak tutamayan, pek de çağdaș bir yașamın izinden gidemeyen ve bunda da tüm yașantısıyla ısrar eden; zeki, eli saatlerin içine dıșına yatkın, kimi zaman haylazlık edebilen, ayran gönüllü sayılabilecek, duygu yüklü bir insandır. Halit Ayarcı ile tanıșmadan önceki yașantısı bașkaaa, ondan sonraki hayatı...
Batılılașma denen bir ilke vardır.. Bu ilke toplumumuzda çoğu kesim tarafından yanlıș algılanmıș ve sonuç olarak insanı dar sokaklara sokmuș, su götürmez saçmalıklarla donatmıștır. Batılılașmak, elbet ihtiyaçlarımız doğrultusunda bir nevi kullanılabilecek ve insanı da mutlu kılabilecek bir ilkedir... Ama öyle anlar, öyle dakikalar yașanılır ki bizzat Hayri Irdal bunu A'dan Z'ye tatmıș bir kimlik, hayatını bu zehirle ortak edip, kendi hayatıyla kumar oynamıș bir insandır... Nasıl bir insan değildir ki Hayri..? Fakirliğin her kıvrımını tüm