Okuduğum kitaplardaki semboller üzerine düşünmeyi ve araştırma yapmayı seviyorum. Bu kitabın da yazıldığı dönemi ve Rus Edebiyatı’nın simgeleme konusundaki başarısını düşününce, biraz araştırdım ve oldukça ilginç verilere rastladım.
Şimdi arkanıza yaslanın ve az sonra anlatacaklarıma hazırlanın.
Bilindiği gibi tüm hikaye paltolar etrafında dönüyor. Akakiy Akakiyeviç ise ana karakterimiz... Uysal, sessiz, çalışkan, kendisine verilen işten başka bir şey yapmayan, bir çok hakarete göz yuman, dış dünyaya kapalı bir adam! Gogol, Akakiy karakteri vasıtası ile dönemin Rus halkını tasvir etmiş. (Konu ile ilgili linkleri incelememin sonuna ekleyeceğim.)
Romanda anlatılan paltolar ise farklı hükümetlerin sembolleriymiş! Akakiy’in ilk paltosu, oldukça yaşlı, görevini yapmaktan aciz, her yanı yamalı ve incelmiş vaziyette idi. Artık yenilenme zamanı da gelmişti. Öyle ki orijinal rengi bile kaybolmuştu. Okuduğuma göre bu eski palto komünizm öncesi hükümeti temsil etmekteymiş. Akakiy bu eski paltoyu değiştirme konusunda epey direnç gösterse de, sonunda kabulleniyor ve ne pahasına olursa olsun yeni bir palto diktiriyor. Bu süreçte tabii bir çok şeyden vazgeçiyor hatta aç kalıyor ama yine de mutlu! Akakiy’in yeni paltosuna kavuşması komünizmin kurulmasını temsil etmekteymiş. Palto ile birlikte değişen Akakiy artık sadece iş düşünmeyen, saygı duyulan, eğlenen, düşündüklerini söyleyebilen bir adama dönüşüyor.
Ancak bu mutluluk çok uzun sürmüyor, çünkü paltosu ummadığı biçimde gasp ediliyor. Gogol’un yaşadığı dönemde sömürgeci ülkelerin komünizm düşmanlığını düşününce, simgesel biçimde: Akakiy’in paltosuna el konulmasına ve bunu kimsenin umursamamasına (göstermelik yardım toplanması hariç) şaşmamak gerek.
Yeni paltosunun yok olması ile Akakiy de yok oluyor ve hayalete dönüşüyor. Sizce de çok manidar değil mi?
Biraz sindirdikten sonra bu gözle tekrar okuyacağım. Henüz okumamış olanlara ya da benim gibi tekrar okumak isteyenlere keyifli okumalar :)
123helpme.com/preview.asp?id=...bartleby.com/essay/Gogols-Th...
Haklısınız ancak unutmamak lazım ki, döneminin baskıcı liderleri ile kendi özgün fikirleri arasına sıkışıp kalan yazarlar ve bu kalemlerin kendilerini ifade etme sürecinde faydalandıkları araçlar da (hiciv, sembolizm, değinmece...) var.
Tolstoy sadece yazar olarak değil, insan olarak da çok değerli bence. Belki de bu yüzden seviyorum. Önce hayatını sonra da kendisini okumanızı öneririm.
Ben bu kitabı okuduğumda "ne biçim kitap, bi daha Gogol okumam" demiştim... Zaten Rus Edebiyatına bi türlü ısınamadım, bu kitap da tuzu biberi olmuştu :)