Kemal tahir uzun zamandır okuma listemde olan biriydi. Özellikle de bu kitabını merak ediyordum. Kitaba dönecek olursam aslında hacimli bir kitaptı. İlk bakışta göze korkutucu geliyordu diyebilirim ta ki kitaba başlayana kadar tabi. Kitaba başladığımda ağır ağır ilerliyordum. Sanırım kemal tahirin üslubu ve kullandığı kelimeler etkiliydi burda.Tabi kısa sürede kitabı yarılamış olmam kitabun akıcı olduğunu gösteriyor olmalı. Bir günde 250 sayfa okudum çünkü. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer şey de karakterlerdi. Kitapta ki şövalye bacıbey mavro osman bey orhan bey aslıhan kerimcan ve diğer sayamadığım karakterleri kemal tahir her biri için ayrıca seslendirme yapıyor. Kitabı okurken bir nevi onların yerine geçiyorsunuz. Hatta şövalyenin bataklıkta yaralandığı kısmı okurken acımaya başlamıştım. :) o derece etkiliydi. Kitabın betimlemeleri o ortamı hissettiriyor aynısıyla. Osmanlı henüz osmanlı olmadan önce ,uç beyliğinin dönemlerinde yaşadığı sosyolojinin çok kısa bir devresini anlatıyor . aslında ertuğrul beyin ölüp yerine osman beyin geçmesi ve edebalinin kızıyla evlenmesi ve gelişen olayları anlatmış biraz. Tabi tarihin gerçekliğini ne kadar anlattığını benim ölçüp değerlendirmem pek mümkün değil. Onu uzmanları bilecektir. Ama şunu diyebilirim ki anadolunun o karmaşık anları, moğol egemenliği, selçuklunun yıkılış dönemi ve bizansın yeterince gücünün olmaması,Sınırda tekfurların hüküm sürmesi vs.tam bir pamuk ipliği dengesi. 3 günde biten kitabı beğendim. Tavsiye ederim:)