·184 syf.····Okunma: 23 Şubat 2019 03:58 Zamanında okuduğum ama artık görmek bile istemediğim kişisel gelişim canavarı kitaplarının bir tık üzerinde olan bir kitaptı.Simyacı'yı okumaya çok geç kaldığım içindir ki,şairin dediği gibi ''ben neyi erken yaşadıysam hep ona geç kaldım'' hissi uyandırdı.Yani taaa en başından Santiago ben olduğum için,onun hikayesini okumaya geç kalmışım.Ama erken vakitlerde de (genç iken :) ) o hikayenin bizzat içinde yer almışım. Şövalye kitapları okuyup kendine şövalye diyen Don Kişot'un aksine,şövalye olup şövalye kitapları yazdıran biri gibi.
(Kendime Şövalye demek istemedim.Siz de inanmayın zaten.Şövalye zannettiğiniz adamların aslında alüminyum folyoyla kaplanmış denyo olduklarını görmeniz zaman almasın diye diyorum) :)
Kısacası bu kitaptan,içindeki hikayeden ve güzel felsefe taşlarından alıp kendime katacak bir şeyim yok.Gündelik hayatta kafası çalışan herkesin deneyimleyebileceği ve uygulayabileceği şeyler.Her cümlesi ve felsefesi zaten doğuştan içimdeymiş ve ona uygun yaşamışım bu zamana kadar.Aynen öyle yaşamaya da devam.Hal böyleyken 15-20 yaş aralığımda okusaydım kurşunu altına kesin çevirebilirdim :) Yani aldığım tek ders şudur 'her şey zamanında güzel' okumak bile. (Kurşunu altına dönüştürme işine o kadar takıldım ki,kuyumculara simyacı gözüyle bakıcam artık)
Son olarak,Paulo Coelho kitapta Tevrat,İncil ve Kur'an'dan bir çok kesitle ortaya çıkmış.Tevrat ve İncil'i överken,minarede ezan okuyan İmam'dan 'kuleye çıkıp şarkı söyleyen adam' diye bahsetmesi kendisinin terbiyesizliği.Yakıştıramadım.