Bu kitaba bayıldım. Tek kelime ile şahaneydi!
Dili ağır değildi ve dünya tasvir edilirken sizi yormuyordu. Bazen bu tür fantastik kitaplarda oradaki alışılmışın dışındaki durumlar tasvir edilirken süslü ve ağır bir anlatım seçilir ama bu kitapta o yoktu. Dil basit ve sadeydi, kendinizi sayfaların arasında kaybolmuş bir şekilde buluyorsunuz.
Pekala kitabı bu kadar övdüm biraz da konusu ve içindekiler hakkında konuşayım.
Alina Starkov, yetim ve asker olan kızımız, bir gün sevdiği arkadaşı zor durumdayken içindeki gücü keşfeder ve Ravka’da yaşayan özel güçlere sahip sıradan halktan olmayan
olduğunu fark eder. Ama o normal bir Grisha değildir. Karanlıklar Efendisinin göz bebeği olacaktır. O Güneşin Elçisidir. Alina kendi gücünü tanımaya başlar ve aslında bir entrikanın içine düştüğünden habersizdir.
Her şey tam düzeldi derken tekrar ortalık karışıyor ve siz yine şaşırıyorsunuz.
Alina’nın bazı hareketlerine gıcık oldum ama yine de tam olması gereken kıvamda bir karakterdi. Ne de olsa başına gelenler hakkında en ufak bir fikri yoktu ve korkuyordu. Tek başınaydı ve ilgiye ihtiyacı vardı.
Alina’nın kendisi gibi yetim dostu Malyen çok tatlıydı. Arada bir yaptığı espriler komikti ve güldürüyordu. Malyen Ravka’nın en iyi izcisiydi ve hisleriyle her şeyi bulabilirdi.
Ve Karanlıklar Efendisi... Bu adama aşık oldum! Allah’ım öyle güzel bir karakterdi ki... Kendinden emin duruşu, güce hükmedişi, soğuk bakışlı gözleri... En favori karakterlerim arasına yıldızlı bir giriş yaptı.
Diğer karakterler; Ivan, Genya -ki bu kadın çok güçlü ve büyüleyici-, David, Zoya ve diğerleri...
Hepsi çok güzeldi, bu yaratılan dünya da muazzamdı. Eminim ki bu seriye bayılacaksınız.