Gökhan Özcan'ın gençliğinin baharında yazdığı yazıların bir araya getirilmiş halidir bu kitap.Yazıların sonuna yazıldığı tarihin konulması benim için çok önemlidir. Kitabın 88 - 90 yılları arasındaki yazdığı yazılardan oluştuğunu görüyoruz böylelikle. Tarihler önemlidir.Her hangi bir şeyi not alırken bile tarihiyle hatta saatiyle not etmek sonraki yıllara hatıra olarak kalıyor ve karşınıza çıktığında o âna gidiyor ve derinliklerine dalıyorsunuz.. Kitaba dönecek olursak, bir kere okuyup kenara koyabileceğiniz bir kitap değil bana göre. Ara ara açıp okuma lüzumu hissedersiniz. Bazen kitaplıkta gözünüze çarpar ve gayrı ihtiyarî bir tebessüm ettirir size. Bazı cümleleri var ki önce gülümsetir sizi sonra hüzne gark eder. İroniktir. Saçmadır. Karışıktır. Beynimizin içi gibi. Konudan konuya geçer. Neyden bahsediyor dersiniz. Bazı yerlerde 'hiçbişey' anlatmıyormuş gibi gelir ama çok şey hissettirir. Kitabın ilk sayfasında da belirttiği gibi 'bir tür ayrıntı emekçisi olduğu söylenebilir' Ve yine ilk sayfada şöyle bir cümle kurar ki diğer sayfalara geçemeden öylece kalırsınız bir süre:
'Çünkü ben, ayakları hiç bir zaman yere basmadığı halde, ayakkabıları sürekli delinen biriyim.'