Puan vermedi·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Şubat 2019 13:34 Uzun zamandır okuduğum en güzel bilim kurgu kitaplarından birisiydi. Kitaplar olmadan yaşamanın hayatımıza neler getireceğini bence çok açık şekilde anlatmış.
Belki de kitapta en dikkat çeken kısım insanların evlerinde, duvarların tamamını kaplayan televizyonlar yer almasıydı. Bu televizyonlar aracılığıyla, insanları aptallaştırıp uyuşturmak için tek kanallı ve sürekli bir takım öğütler veren yayınlar yapılmasıydı. Televizyon yayını başladığı anda hipnotize olmuş gibi herkes yayında yer alan bilgileri tekrarlamaya başlıyordu. Bu şekilde son derece itaatkar, düşünmeyen ve her emre itaat eden bir toplum modeli ortaya çıkarılıyordu. Yazar çok önceden aslında günümüzü tahmin etmemiş miydi? Şu anda evlerimizde duvarlarımızı kaplayan kocaman televizyonlar yok mu?
İnsanlara sanal mutluluk veriliyor. Televizyon insanların herhangi bir şeyi düşünmesini engelliyor, onların yerine karar veriyor ve uyguluyor. İnsanlar mutlu bir hayat sürüyor ama düşünmüyorlar ve sadece yapıyorlar. Devlet ülkede kitabı yasaklıyor. Kitap bulundurmak, okumak ve basmak yasak. Bu kurala uymayanların evi kitaplarla beraber itfaiyeciler tarafından yakılıyor. Kitapların yanmasına izin vermezseniz sizi de kitaplarla beraber yakıyorlar. Evet bu ülkede itfaiyecilerin görevi yangını söndürmek değil, yangın çıkarmak! Benim en çok ilgimi çeken kısımlardan biriydi bu. İtfaiyeciler nasıl olur da yangını söndürmek yerine yangın çıkarıyorlar. Düşünsenize kimse düşünmesin, farklı fikirler ortaya çıkmasın diye bütün kitaplar yakılıyor. Bunların yerine televizyon ve radyoda tek bir yayın aktif hale getirilmiş. Kulağa bir cihaz takılıyor ve uyutulmaya hazır insanlar oluşturulmak isteniyor.
Kendi yaşantımızı, ailemizin yaşantısını bi gözden geçirmek gerekiyor. Dizilerin başından kalkmıyorlar değil mi? Yeter ki rahatça televizyon izleyeyim diye çocuklarının ellerine tablet tutuşturup ailecek zehirlenmiyorlar mı? Bazen reklamlara bile hipnotize olmuş gibi bakanları görmüyor musunuz? Bilinçaltımıza her gün saldırmıyorlar mı? Aslında okumayı toplum olarak kendi kendimize bıraktık. Çünkü bize çok tatlı bir sofra sundular. O sofrada sarhoş olurcasına izlediğimiz diziler, filmler, ünlüler, reklamlar ve onlarcası vardı. Bütün bunların sonuçlarını şimdi tek tek görüyoruz. Duyarlılığımızı yitirmeye başladık. Acıma duygumuza birşeyler oldu. Çünkü bize düşünmeyin sadece mutlu olun dediler. Şu anda sosyal medyada mutlu fotoğraf paylaşanların sayısını tahmin etmek zor ama o mutluluk pozu verenlerin çoğu yalan değil mi? Kameraya gülebiliyorlar ama bir insanın yüzüne gülmek onlara işkence gibi gelmiyor mu? Kitap yıllar önce yazılmış fakat günümüzü çok iyi anlatıyor.
Ama yine de umut var bence. Çünkü deli gibi kitap okuyan, düşünen bir toplulukta var.