...
Varlığın sırları saklı senden, benden
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben
Bizimki perde arkasından dedi-kodu
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın ne ben...
Ömer Hayyam
“Bu roman, daha çok, sessizce katlanılan bir acının ifadesidir; kendisinin çektiği, onunla beraber hisseden ve terörün susturduğu diğerlerinin çektikleri acıların ifadesi.”
Romanla ilgili söyleyeceklerimi üç noktanin altini cizerek belirtmek istiyorum. Birincisi; mekanların, zamanların, hatta insanların birbiri içine geçtiği bu metaforik eseri özetlemek çok da kolay bir iş değil. Bu sebeple kuvvetle muhtemel yazıyı bitirdiğinizde aklınızda hala Kör Baykuş ile ilgili çok da bir şey oluşmamış olacak. Ancak belirtmeliyim ki, kitabı alıp okuduktan sonra bunun neden böyle olduğunu da anlayacaksınız.
İkincisi, kitap kapaktaki etiketinin hakkını gerçekten veriyor. Bence de ölmeden önce okunması gereken eserlerden biri. Fakat naçizane tavsiyem, kötü bir ruh halindeyken okumayın. (Hayatı zorlaştırmanın bir anlamı yok değil mi?)
Üçüncü noktam ise aslında bir parantez, Behçet Necatigil’in güzel çevirisi için açma ihtiyacı hissettiğim. Necatigil bu eseri akıcı bir biçimde Türkçe’ye kazandırmakla kalmamış, ayrıca yazdığı önsözle de İran Edebiyatı üzerine adeta bir ders vermiş.
Hidayet’in eserlerinin İran’da basılıp satılması halen yasak.
Son söz: Sadık Hidayet üzgün olduğunda Tchaikovsky’nin Andante Cantabile’sini ıslıkla çalarmış…
m.youtube.com/watch?v=eZFUaQx...
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma