"Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."
-Bu, somut olarak tüm görünüş ve duruşundan uzaklaşan, fakat bir yandan da sorumluluklarını omuzunda taşırken, kendisinden beklenilen her şeyden soyutlaşan bir dönüşümdü. Çünkü Samsa artık bir böcekti! Toplumun bitmek bilmeyen arzularını üstlenen, kendi parmaklıklarında uzayıp giden hapiste karanlığa gömülen, ailesinin geçimi için yaşayan, odasında küme küme olmuş eşyaların arasında kaybolan ve saatinin tek bir milimini bile aksatmadan işine giderken boynuna taktığı kravatta içten içe boğulan, sonunda da yükünü taşıyamayıp bir böceğe ödünç veren insandı Gregor Samsa. Hayatı, sırtındaki elmadan daha bedbaht, daha çürüktü. Kitap bittikten sonra gördüğünüz her böceğe bakıp merakla "Acaba bu, böcek bedenine rağmen kemanı çok seven, naif ruhlu Gregor Samsa mı?" diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz.*
"İçimde neler olup bittiğini, neler hissettiğimi açıklayamam size. Kendime bile..."