·705 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mart 2019 00:10 Bir çok anlamda insanda hayatı sorgulama ve daha farklı bir bakış açısıyla bakmamızı sağlıyor.Ve toplumsal bozuklukların nelere yol açabileceği, yoksulluğun neleri tetikleyebileceğini, çaresizliklerin neleri doğuracağını insana düşündürüyor. Ama bu kitap bunun bile ütesine geçmiş bir kitap. Çünkü “suç ve suçun cezası” ne olmalı üzerine farklı bir boyuttan düşündürüyor.
iyilik yapmak için cinayet bile işlenebilir mi? Sorusunu ciddi anlamda insanda sorgulatıyor gerçekten.
Kitabın kahramanı Radion Ramanoviç Raskolnikov a değinmek istiyorum; Fakir ailesinden uzak yaşayan ve oldukça yalnız yaşayan bir hukuk öğrencisidir. Ve okulu bir süredir bırakmış ve kendi fikirleri üzerine psikolojik bir sorgulamaya girmiştir. Bu fikire gelince şöyle açıklamaktadır Raskolnikov; insanlar “sıradan insanlar” ve “olağanüstü insanlar” diye ikiye ayrılır. Sıradan insanlar uysal, söz dinleyen Kişiler olarak yaşarlar ve yasaları çiğneme hakları yoktur. Olağanüstü insanlar ise kendi yasalarının, düşüncelerinin yani kendi fikirleri için suç işleme hakkını kendinde bulan insandır. Ve bunlar kendi fikirleri için mücadele eden insanlar için yararlı olduğunu düşünen fikirleri için gerekirse kan bile akıtacak insanlardır.
R.R. Raskolnikov da kendi mesleki gelişimi ve fakirlere yardım etmek amacıyla bir cinayet işleye karar verir. Ve bunun için en uygun insanın zengin, yaşlı insanlık için hiç bir anlam ifade etmeyen( kendi deyimiyle işe yaramaz bir “bit”)rehineci( yani tefeci) bir kadını öldürür. Kadını öldürüp değerli eşyalarını alıp fakirler yardım etmeyi planlar. Böyle yaparak insanlık adına iyi bir iş çıkarmış olacağını düşünür. Ve cinayeti işler ama bu sırada bazı sıkıntılar da yaşanır. Cinayet sırasında öldürdüğü kadının kız kardeşi gelir ve onuda öldürür. Paraları alıp gider ama bir türlü paralar a dokunamaz ve bu istediklerini gerçekleştiremez.
Benim bu suç ve suçun cezası üzerine sorgulamalarım sonuçu şu oldu “ suç denilen şey aslında insandır, ceza ise insanlığın kendisidir.” Yani insanın vicdanı!
Cemal Süreya’nın bir konuşmasında 14 yaşında Dostoyevski okudum o gün bu gündür huzurum yoktur. İşte bende bu kitabı okurken okuduğum süre boyunca ve bitirdikten sonra bu huzursuzluğu yaşadım ki bence insan bunu yaşamalıda.
Ve son olarak daha okumadıysanız muhakkak en yakın zamanda okumanız gereken bir kitap.:)