·838 syf.····Okunma: 12 Mart 2019 08:38 Outlander (Yabancı) serisi kitaplarından önce dizisiyle karşıma çıktı ve ilk bölümden beni kendine çekti. Tabiii doğal olarak bir çırpıda bitirdim kendilerini. Tarih, aşk ve fantastik öğeleri içinde barındıran bu seriyi gerçekten çok sevdim.
Kitaplarından önce dizisini izlemiş biri olarak ilk defa bir kitap dizi uyarlamasında kitapla dizi arasında bukadar çok paralellik gördüm. Sadece bir iki yerde değişiklikler yapılmış ama onun haricinde benzerlikler çok fazla.
Claire savaş hemşireliği yapmış ve kocası Frank’le ufak bir seyahate çıkarlar. Bu seyahat hem aralarındaki bağı güçlendirip birbirlerini tekrar keşfetmek hemde Frank’ın köklerini bulmak içindir. Ama Salisbury Düzlüğü’ndeki tarihi taş çemberin onlar için farklı düşünceleri vardır.
Claire gözünü açtığında kendini 1743 senesinin İskoçya ‘sında bulur. Kendisini tanımadığı bilmediği bir zamanda bulan Claire’e asıl şok ise; karşısına çıkan kırmızı urbalı subayın Frank oluşudur. Ama o Claire’in Frank’i değildir. Büyük büyük atası Jack Randall’dır. Namı diğer Kara Jack. İlk şoku atlatan Claire bu seferde James Fraser’a denk gelir. Ve geçmiş ile gelecek arasında birbirlerine hiç benzemeyen bu iki adamın aşkı arasında kalır.
Öncelikle dizisini izleyip sonra seriye başlamak gibi bi düşünceniz var ise kitap biraz kalın gelebilir ve belki bu sizi sıkabilir ama benim gibi bu tarz kitapları seviyorsanız dizisini izleseniz bile sizi içine çekicektir.
(Bu arada dizisi beni daha çok sardı belki oyuncuların bunda etkisi fazladır. Özellikle Jamie ve Claire’ı oynayan oyuncuların uyumu bence dizisinede bir şans verin;)