Adı:
Yabancı
Alt başlık:
Outlander Serisi 1
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
838
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944822541
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Outlander
Çeviri:
Seden Gürel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınları
Baskılar:
Yabancı
Outlander
Sene 1945. Eski bir savaş hemşiresi olan Claire Randall, evine dönmüştür. Tekrar bir araya geldiği eşiyle ikinci bir balayına çıkar. Salisbury Düzlüğü’nde bulunan tarihi taş çemberini ziyaret ederler. Bu taşlardan birine dokunan Claire birden kendini, savaş yüzünden yıkılmış ve gruplaşmış sınır baskınlarına maruz kalan İskoçya’da bir yabancı olarak bulur. Sene 1743’tür.
Anlayamadığı güçler tarafından zaman içinde geçmişe savrulan Claire, hayatı için tehdit oluşturabilecek mülk sahipleri ve casusların arasına düşmüştür. Cesur bir İskoç savaşçısı olan James Fraser, Claire’e öyle sınırsız bir aşk sunar ki, genç kadın sadakat ve tutku gibi iki zıt duygunun arasında sıkışıp kalır. Farklı zamanlarda yaşayan ve hiç ortak özellikleri olmayan bu iki adam arasında bir seçim yapması gerekmektedir.
838 syf.
·5 günde·5/10
Beklentilerimin bayağı altında kaldığını ve beni hayal kırıklığına uğrattığını söylemeliyim. İlk başlarda güzel gidiyordu. Güzel bir kurgu ile karşımızdaydı. Ama ilerlediğimde keşke yazar bu kurguyu daha iyi değerlendirebilseydi diye düşündüm. Belki benim ruh halimden belki de kitap gerçekten sıkıcı olduğundan bilmiyorum ama kitabın neredeyse %70'lik bir kısmını sıkılarak okudum. En az 250 sayfanın sonunda göz devirdiğime yemin edebilirim. Neden sıkıldığıma gelirsek, öncelikle kitaptan daha fazla aksiyon, macera, gizem, hareket ve duygu beklemiştim ama bunları çoğu yerde ya hiç vermedi ya da çok az dozda verdi.Yazar bu tür beklentilerimin yerini fazlaca cinsellik, gereksiz diyaloglar ve mekan tasvirleri ile doldurmuştu. Özellikle "cinsellik" unsuru kitapta o kadar çok yerde geçiyordu ki bir an gerçekten "Elli Ton Serisi" okuduğumu zannettim. Aslında kurgu hoş bir fikir üzerine dayanıyor. Özellikle Claire oraya gittikten sonra başından geçen ilk olaylar, kızıl bukleleri olan yakışıklı Jamie Fraser ile karşılaşana kadar iyice hareketleniyor. Aralarındaki çekim hoş, güzel diyaloglar ve tatlı flörtleşmelerle okuyucuya keyif veren yerler var. Kitapta bozulduğum bir diğer nokta kitapta bazı karakterlerin kitabın başlarında tarif edildiği haliyle sonradan birtakım davranışlarının çelişmesi. Kitapta eski bir İskoçya vardı. Eskilerin teknolojiden uzak ve o zamanın şartlarındaki halleri çok iyi betimlenmişti. Kitapta birçok paranormal olaya da tanık olduk. Kitapta cadılar, çeşitli efsaneler, hayaletler gibi ögeler mevcuttu ama bu okuyucuyu rahatsız edecek kadar yoğun ve alakasız değillerdi. İlginç özellikli, hepsi kendine özgü karakterlerin varlığı da kitabı renklendiriyordu
Gerçekten çok sıkılıp kitabı bırakmak istediğim yerler oldu. Gereksiz diyaloglar, abartılmış mekan ve kişi tasvirleri beni boğdu. Özellikle kitabın sonlarında bazı yerleri ve diyalogları çok gereksiz buldum. Claire ve rahiplerin olduğu yerler kitapta çok "emanet" duruyordu. Claire'ın kitabın sonunda Jaime için yaptığı bazı şeyler de çok alakasızdı. Yazarın kitabı uzatmak için kendini kastığı belli oluyordu. Bende hemen olmasa da belirli bir süre sonra belki ikinci kitabını okuyabileceğimi düşünüyorum, en azından ikinci kitabın birincisi gibi "balayı" kitabı olmadığını umuyorum. İster dizisini izlemeyi tercih edin, ister kitabını okuyun umuyorum ki hiç sıkılmazsınız ve kitaptan zevk alırsınız. Detaylı yorumlar için :
http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...cidianagabaldon.html
838 syf.
Sonunda bitti. Uzun bir kitap olunca ve aksiliklerde çıkınca okuma süresi bir türlü bitemedi. Bu kadar zamanı ayırdım değdi mi derseniz pekte değmediğini düşünüyorum. Ben dizisi sebebiyle kitapla tanışanlardanım. Bu nedenle de kitabın gidişatını az çok biliyordum. Ama bana kitap fazla uzatılmış gibi geldi. Özellikle son bölümlerde bunu bariz şekilde farkettim ve okumak zor geldi. Kitabın başlarında ikinci kitaba hemen başlarım diye düşünüyordum, ancak kararımı biraz askıya alacağım sanırım.
838 syf.
·Beğendi·9/10
Birçok kişinin aksine ben bir çırpıda okudum yaklaşık 750-800 sayfayı.hatta okul vaktiydi ve 05:40'ta uyanmam gerekirken ben 01:30-2:00 olmuştu ve elimden bırakamamıştım.ilk kez yarı fantastik yarı tarih kokan bir roman okudum.Claire ve Jamie arasındaki kimyayı çok sevdim,yayınlanmış tüm kitapları okudum.serinin diğer kitaplarında zaman zaman sıkılmadım değil fakat Yabancı inanılmazdı benim için.Hatta birkaç kez daha okudum ilk okuduğumda aldığım tadı, zevki katlayarak...diziden önce keşfetmiştim kitabı.dizinin birkaç bölümünü izledim ve bu kadar yavan ve duygusuz bir anlatım olamaz deyip bıraktım.kitabı mahvetmiş diyebilirim dizi için.
838 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Sayfa sayısı çok fazla ve bu yüzden, okurken hiç ilerlemiyormuş gibi geliyor ama konu o kadar güzel ki, nasıl bittiğini anlayamadım. Zaman geçişi olan bir kitap. Duygular ve içinde bulunulan ortam çok güzel anlatılmış.
838 syf.
·17 günde·8/10
Bu yılki hedeflerimden biri çok övülen seri Outlander'a başlamaktı. Bilmeyenleriniz için;
Seri hem tarihi aşk, hem fantastik türde. Fantastik yaratıklar filan yok yalnız. Ana karakter farkında olmadan bir zaman yolculuğu yapıyor ve 200 yıl öncesinde açıyor gözünü.

Seri, diziye de uyarlandı. İlk sezondan 11 bölüm izleyebildim. Gönül isterdiki sezonu da bitirip yorum gireyim ama işte kaderrrrr!

Dizisini sevdim. Oyuncular kitapla her zaman dış görünüş açısından eşleşmiyor ama seçimlerden memnun almadığım karakter yoktu.

He, kitap mı dizi mi derseniz elbette kitap diyeceğim. Daha derin daha güzel işlendiğini düşünüyorum kitapta.

İlk basamak olarak kitabı sevdiğimi söyleyebilirim. Güzel giriş, sağlam temel, inatçı karakterler var. Anlatılan dönemin ruhunu da okura geçiriyor.

Ben biraz kitaptan okudum, sonra okuduğum kadar diziden izledim. Okumadan izlemeyeyim diye düşünürseniz dizinin bölüm isimleriyle geleceğiniz yere karar verebilirsiniz.
850 syf.
·4/10
Büyük bir heves, heyecan hatta tutkuyla aldığım fakat şu an büyük bir hayal kırıklığıyla baktığım kitap...
Bir kitabı çok okumak istersem onun yorumlarına bakmam zira bu beni ya ön yargılı ya da büyük beklentili yapıyor. Konusuna aşık olup #goodreads puanına güvenip okudum ama ciddi anlamda hayal kırıklığına uğradım: hiç bir zaman bir kitap için ‘Okumayın’ yorumu yapamam fakat okuyacaklar için —> AKLINIZDA BULUNSUN!
1. Kitap roman olmaktan çok bir günlük gibi zira yazar ana karakterimiz Claire’in geçirdiği her günü en ince ayrıntısına kadar (bir kutunun derinliği ve genişliğini cm’lerle açıklayacak kadar) anlatmış. Hem de en ufak bir olay olmadan yani bir bölüm okuduğunuz da bu kesin ilerde karşıma çıkacak demiyorsunuz. Background diye bişey yok.
2. Kitabın konusu büyük bir aşk ama ben yine Claire’in hissettiği duyguları yaşamadım (Fakat James’in aşkı baya iyiydi). Genel olarak Claire’den nefret ettiğim bir kitaptı.

SÖYLEMEZSEM ÇATLARIM!

ARKADAŞLAR BURASI SPOİ BÖLÜMÜDÜR!!

1. İlk 200 sayfada hiçbir şey beklemeyin cidden sadece —> Sabah kalktım. Saçım başım dağılmıştı. Yorgundum. Çalışma yerime gittim. Sex. Boş muhabbetler...
2. İlk 500 sayfayı okuduğum da koca 500 sayfada beni heyecanlandıran sadece iki bölüm olmuştu. O da yokluktan yani heyecanlanacak yer arıyordum ve dal kıpırdasa heyecanlanacaktım çünkü kitap sizi oraya getiriyor.
3. Yeni evlenmiş bir çiftin seks hayatlarını baya yakından takip ediyorsunuz ilk evlendiklerindeki o psikolojiyi hiçbir şeyi yansıtmadığı kadar yansıtmış bir yazar...
4. KİTAPTAN ALINTI —> Claire’den nefret ediyorum çünkü James’i hapishaneden kurtarma sahnesinde adam zaten yarı ölü bi şekilde gayet sağlıklı iki adama sırf senin için kafa tutuyo ve sen sadece “yatağın üzerine çıkıp ayaklarıma kendime çektim. Tek çıt bile çıkarmadım çünkü jamie’nin dikkatini dağıtmak istemiyordum” diyosun. Çıldırdım!!! Adam ölüyor sadece senin için ayakta duruyor!!! Ama hemen akabinde devam eden hikayede Claire bir kurtla savaşını anlatıyor nasıl da vahşileştiğini gözler önüne seriyor. Tabi can tatlı geldi dimi?
752 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Bu yüzyıla kendini ait hissetmeyen biri olarak geçmişe giden kadın fazlasıyla dikkatimi çekmişti... bu şekilde başladım.

Kitabın sadece Claire'ın iki farklı yüzyılda kocası olmasından ve taşlarla olan yolculuğundan bahsettiğini söylemek yazara haksızlık olur diye düşünüyorum. Avrupa'nın rönesans ve reformdan sonra ne kadar medenileştiğini(!), cadılık ve büyücülük adı altında yapılanları, İngiltere'nin boyundurluğu altında olan İskoçya'nın siyasi durumunu, halk inanışlarını, efsanelerini de okuyarak sosyal durumu farkedebiliyorsunuz. Sadece farketmekle kalmayıp mükemmel benzetme ve betimlemeler sayesinde yaşanılan duyguları iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Ayrılık, ölüm, sevgi, kavuşma, kardeşlik, özlem, intikam.. tüm bunları okurken yeri geldi güldüm yeri geldi buğulu gözlerle kelimeleri seçmeye çalıştım. Arada karakterlerle konuştuğum da oluyordu. Bu da istediğim zamanda sayfalara dokunarak o döneme geçiş yaptığımı gösteriyor ama mide bulantısı olmadan...

Tüm karakterler güçlü ve ilginç özelliklere sahipti ve doldurulmak için yazılmış değillerdi, hepsinin olay örgüsünde önemli bir yeri vardı. Ama en etkileyici karakter Jamie'ydi. Mavi gözleri, alev rengi saçları ya da uzun boyu değildi bunun sebebi. Ailesini korumak için yaptığı fedakarlıklar, güçlü karakteri, inandığı doğruları için sergilediği inatçı kişiliği, sevdiği birine zarar gelmemesi için yapabileceklerinin sınırının olmaması ve avrupa tarihinde eşine az rastlanacak bir özelliğe sahip olması yani 'gavat' olmaması bunda fazlasıyla etkiliydi. Üstelik John Wick sadakatine sahipti ki bu onu daha da büyüleyici yapıyordu. Neyse ki Claire da tüm bunların farkına vardı. Jamie'yi değilde Frank'ı seçmek aptallık olurdu.

Kitabın rahatsız eden tek bir yönü vardı o da bitmeyen balayı sahneleri. Onun dışında seri okumayı seven biri olarak yazarın kaleminide çeviriyide çok beğendim. Başka bir gezegene taşınmayı hayal etmek ya da dünyayı sessize almak yerine "Outlander"ı okuyabilirsiniz.
838 syf.
·12 günde·9/10
Outlander (Yabancı) serisi kitaplarından önce dizisiyle karşıma çıktı ve ilk bölümden beni kendine çekti. Tabiii doğal olarak bir çırpıda bitirdim kendilerini. Tarih, aşk ve fantastik öğeleri içinde barındıran bu seriyi gerçekten çok sevdim.
Kitaplarından önce dizisini izlemiş biri olarak ilk defa bir kitap dizi uyarlamasında kitapla dizi arasında bukadar çok paralellik gördüm. Sadece bir iki yerde değişiklikler yapılmış ama onun haricinde benzerlikler çok fazla.
Claire savaş hemşireliği yapmış ve kocası Frank’le ufak bir seyahate çıkarlar. Bu seyahat hem aralarındaki bağı güçlendirip birbirlerini tekrar keşfetmek hemde Frank’ın köklerini bulmak içindir. Ama Salisbury Düzlüğü’ndeki tarihi taş çemberin onlar için farklı düşünceleri vardır.
Claire gözünü açtığında kendini 1743 senesinin İskoçya ‘sında bulur. Kendisini tanımadığı bilmediği bir zamanda bulan Claire’e asıl şok ise; karşısına çıkan kırmızı urbalı subayın Frank oluşudur. Ama o Claire’in Frank’i değildir. Büyük büyük atası Jack Randall’dır. Namı diğer Kara Jack. İlk şoku atlatan Claire bu seferde James Fraser’a denk gelir. Ve geçmiş ile gelecek arasında birbirlerine hiç benzemeyen bu iki adamın aşkı arasında kalır.
Öncelikle dizisini izleyip sonra seriye başlamak gibi bi düşünceniz var ise kitap biraz kalın gelebilir ve belki bu sizi sıkabilir ama benim gibi bu tarz kitapları seviyorsanız dizisini izleseniz bile sizi içine çekicektir.
(Bu arada dizisi beni daha çok sardı belki oyuncuların bunda etkisi fazladır. Özellikle Jamie ve Claire’ı oynayan oyuncuların uyumu bence dizisinede bir şans verin;)
752 syf.
·13 günde
James Alexander Malcolm Mackenzie Fraser sen benim en sevdiğim karaktersin ve Diana Gabaldon sende en sevdiğim yazarlardansın. Daha başka ne diyebilirim ve nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Sadece okuyun.
(Ekrana uyarlanması en başarılı olan kitap serilerinden biri. Mutlaka dizisini de izleyin. Kaldı ki dizisindeki kostüm, dekor vb öğeler kitabı okurken o dönemi aklınızda canlandırmak ve etkileyicilik açısından faydalıydı. Tabii diziyi daha önce izlediyseniz. Ve evet kesinlikle Jamie = Sam Heugan !)
838 syf.
·2 günde·8/10
Son bir iki senedir gözüme çarpan Ve sık sık karışıma çıkan bir kitap.En son başlayayım seriye dedim ve dün öğleden Sonra başlayıp,bugün bitirdiğim bir kitap oldu.Biraz uykusuz kalsam da okuduğuma değdi.Claire ve Frank karakterlerine sinir oldum.Aldatma,tecavüz,savaş Ve daha birçok şey bir arada idi.Okuduğuma değen bir kitap oldu Ve dizisi varmış ama dizisini sanırım seri bittikten sonra izlerim.Ayrıca Blogumdan da yorumumu okuyabilirsiniz.(https://sadeceyagmurr.blogspot.com/...ldon-yabanc.html?m=1) okumalar.
838 syf.
·Puan vermedi
Çoğu kişi sıkılarak okuduğunu belirtmiş lakin abartılacak kadar bir sıkıcılığı olduğunu düşünmüyorum.Bu kitaba kalbimi bırakabilirim...O kadar güzel ki,Jamie ve Claire'in yaşadığı aşk gözlerinizi doldurabiliyor mesela.Başlamaya korkan arkadaşlar eğer gerçekten büyük bir macera,aşk ve tutku dolu kitapları seviyorsanız hiç düşünmeden başlamalısınız!
838 syf.
·21 günde·6/10
Kitabı çok büyük beklentilerle aldım. Kesin çok severim demiştim ama olmadı. Kitabın içine bir türlü giremedim. Hatta çoğu yerde çok sıkıldım bırakmayı bile düşündüm ama kitapları yarım bırakmak hiç huyum değil o yüzden sabrettim. Kitabın çoğu yeri çok durgundu, sürekli Jamie ve Claire'in "balayı anıları"ndan gına gelmişti.
Anlatım dili, tasvirler güzeldi ona diyecek lafım yok ama ben bu 838 sayfalık kitabı okurken çoğu yerde sıkıldım ve konuya adapte olamadım.
Seriye devam eder miyim bilmiyorum ama sanırım şimdilik sadece dizisini izleyeceğim.
" 'Sassenach,' dedi bir süre sonra.
'Mmm.'
'John Wayne kim?'
'Sensin. Uyu artık.' "
Diana Gabaldon
Sayfa 677 - Epsilon, Jamie Fraser
" 'Ahh,' diyerek sırıttı. 'Sassenach ben hiçbir zaman iyi bir koca olduğumu söylemedim, ayrıca sen de böyle bir şey söylemedin. Bana sadist ve terbiyemin şu anda tekrarlamama müsaade etmeyeceği şeyler söyledin ama iyi koca dediğini hiç hatırlamıyorum.' "
"Kırılmış bir gurur her şeyden kötüdür, yeniden kırılması da çok kolay olur."
'Kanın benim kanım,
Kemiğin benim kemiğim
Bir olabilmemiz için vücudumu
Ölene kadar da ruhumu sana sunuyorum...'

Hafifçe omuz silkti. 'Aslında diğer yeminlerle aynı, bu belki biraz daha ilkel...'

Sarılı bileğime baktım. 'Evet, bu konuda hemfikirim.'

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yabancı
Alt başlık:
Outlander Serisi 1
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
838
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944822541
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Outlander
Çeviri:
Seden Gürel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınları
Baskılar:
Yabancı
Outlander
Sene 1945. Eski bir savaş hemşiresi olan Claire Randall, evine dönmüştür. Tekrar bir araya geldiği eşiyle ikinci bir balayına çıkar. Salisbury Düzlüğü’nde bulunan tarihi taş çemberini ziyaret ederler. Bu taşlardan birine dokunan Claire birden kendini, savaş yüzünden yıkılmış ve gruplaşmış sınır baskınlarına maruz kalan İskoçya’da bir yabancı olarak bulur. Sene 1743’tür.
Anlayamadığı güçler tarafından zaman içinde geçmişe savrulan Claire, hayatı için tehdit oluşturabilecek mülk sahipleri ve casusların arasına düşmüştür. Cesur bir İskoç savaşçısı olan James Fraser, Claire’e öyle sınırsız bir aşk sunar ki, genç kadın sadakat ve tutku gibi iki zıt duygunun arasında sıkışıp kalır. Farklı zamanlarda yaşayan ve hiç ortak özellikleri olmayan bu iki adam arasında bir seçim yapması gerekmektedir.

Kitabı okuyanlar 266 okur

  • faize kurbunar
  • esra baş
  • bali moğulkoç
  • Esra Balci
  • hilal bayırlı
  • Uğur Kalyoncu
  • refika nur mutlu
  • Pelin Alptekin
  • sude
  • L

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%6.8
18-24 Yaş
%23.7
25-34 Yaş
%33.9
35-44 Yaş
%22
45-54 Yaş
%8.5
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%93.4
Erkek
%6.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47 (63)
9
%17.2 (23)
8
%18.7 (25)
7
%4.5 (6)
6
%3.7 (5)
5
%0.7 (1)
4
%2.2 (3)
3
%1.5 (2)
2
%0
1
%0.7 (1)