Evet hahahah.. vallahi ben mi kitabı bitirdim, yoksa kitap mı beni bitirdi şu an tam olarak çözemiyorum. Sadece sinirden gülüyorum. Kitap için şu an bir anahtar kelime kullansam bu kesinlikle fırtına olurdu. Neden mi hemen açıklayayım ANCAK! buraya bir "beklenti düşürebilir de yükseltebilir de bu incelemeyi yazanında kafası karışık!" etiketi basalım ve incelememe geçeyim. Kitabı 1 yıl kadar önce almış, her ne kadar hakkında güzel şeyler duysamda bir türlü okuyamamıştım. Geçen gün o güzel polisiyeden sonra dedim ki 'Şöyle beni salya sümük ağlatacak bir kitap yok mudur acep?!' dedim ve bunu seçip, okumaya başladım. Ahh ahh.. kitabın ilk yarısında, her sayfasında 'Archer yaralı kuşum, ben sana vurulmuşum!' ibaresi var arkadaşlar hahahaha. Her sayfada Allah'ım Allah'ım bir övgüler bir övgüler, anlatamam. Ben Archer'a başta büyük düştüm. Ancak bir sayfa var ki yazar resmen hislerimi aldı ve gerisini demiyorum.. 'Yani böyle güzel bir gidişata öyle berbat bir an yazılır mı be kadın?' diye yazarın suratına büyük bağırasım var. Var ya bütün güzel hislerim teker teker söndü. Çok uzun bir sürede asla geri gelmedi. Açıkçası şu anda da ilk baştaki gibi Archer'a yükselmiş değilim. Maalesef karakterim gereği bana göre çok ağır olan bir hatayı unutup eski hislerle devam edemiyorum. O yüzden Archer en sevdiğim erkek karakterler adasına veda ediyor. Bye canım. Ben bu verdiğim tüm puanı canımın içi Bree'ye armağan ediyorum. Bence kitabın starı bu kadındı. Archer falan hikaye, esas övülmesi gereken bu kadın. O kadar sabırla, aşkla, sevgiyle yaklaştı ki ciğerim paramparça oldu onu okurken. Kendi travmasını unuttu, Archer ile ilgilendi. Archer ise onu.. Yemin ederim bir bağırasım vaarr ki öyle böyle değil. Hani dedim ya kitabın başı Archer'a övgülerle dolu, heh o sahneden sonrası da (Bree