Seden Gürel

Seden Gürel

Çevirmen
8.1/10
681 Kişi
·
1.904
Okunma
·
0
Beğeni
·
407
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
464 syf.
Son zamanlarda okuduğum en iyi historical romance kitaplarından bir tanesiydi. Oldukça güzel ve sürükleyici bir kurgusu vardı. Karakterleri güçlü ve sempatikti. Özellikle de S.T. Maitland'a bayılmamak elde değildi. Ancak filmlerde görülebilecek tarzda bir karakteri vardı. Özellikle de o yarı Fransız diyaloglarını okurken gerçekten çok keyif aldım.

Kitabın konusuna gelirsek; inzivaya çekilmiş eski bir hırsız, eşkıya ve aynı zamanda eski bir kahraman olan Monseigneur du Minuit (Fr.'Gecenin Lordu') ismiyle tanınan maskeli kahramanımız S.T. Maitland, üç yıl önceki yaşadığı bir macera (ya da ihanet mi demeliyim bilemedim) sırasında bir kulağı sağır olmuştur ve bunun üzerine şiddetli baş dönmeleri yaşıyordur. Bu nedenle kurdu ile birlikte eski hayatından çok uzaklarda yıkık dökük kalesinde gizlice yaşıyordur.

Leigh Strachan namıdiger Gün ışığı ise; ailesinin intikamını almak uğruna, İngiltere'nin her bir yerinde bir efsane olarak anılan eski bir hayduttan öldürme üzerine dersler alabilmek için erkek çocuğu gibi giyinip tüm Fransayı gezmiştir; ancak sonunda bulmuş olduğu adam umduğu gibi değildir.

Karakterleri, benzer romanların aksine oldukça özgündü, S.T. Maitland sempatik ve tutkulu bir karakterken, Leigh Strachan ise geçmişinden ötürü gülmeyi unutmuş, kalbi buz tutmuş bir karakterdi. Başlarda sempatik Lordumuzun kıza değil de aşka aşık olduğunu düşünmüş olsam da kitap ilerledikçe kendileri öyle olmadığını kanıtladı.

Kısacası Gecenin Lordu ile Gün Işığının hikayesini, bu tür tarihi aşk romanlarını sevenler için, şiddetle tavsiye ediyorum. Film gibi bir kitaptı macera ve duygu yüklüydü.

"Laura Kinsalein kaleminden sihir ve güzellik akıyor."
Romantic Times

-Gerçekten öyleydi, fantastik bir güzelliği vardı kitabın -
838 syf.
·5 günde·5/10
Beklentilerimin bayağı altında kaldığını ve beni hayal kırıklığına uğrattığını söylemeliyim. İlk başlarda güzel gidiyordu. Güzel bir kurgu ile karşımızdaydı. Ama ilerlediğimde keşke yazar bu kurguyu daha iyi değerlendirebilseydi diye düşündüm. Belki benim ruh halimden belki de kitap gerçekten sıkıcı olduğundan bilmiyorum ama kitabın neredeyse %70'lik bir kısmını sıkılarak okudum. En az 250 sayfanın sonunda göz devirdiğime yemin edebilirim. Neden sıkıldığıma gelirsek, öncelikle kitaptan daha fazla aksiyon, macera, gizem, hareket ve duygu beklemiştim ama bunları çoğu yerde ya hiç vermedi ya da çok az dozda verdi.Yazar bu tür beklentilerimin yerini fazlaca cinsellik, gereksiz diyaloglar ve mekan tasvirleri ile doldurmuştu. Özellikle "cinsellik" unsuru kitapta o kadar çok yerde geçiyordu ki bir an gerçekten "Elli Ton Serisi" okuduğumu zannettim. Aslında kurgu hoş bir fikir üzerine dayanıyor. Özellikle Claire oraya gittikten sonra başından geçen ilk olaylar, kızıl bukleleri olan yakışıklı Jamie Fraser ile karşılaşana kadar iyice hareketleniyor. Aralarındaki çekim hoş, güzel diyaloglar ve tatlı flörtleşmelerle okuyucuya keyif veren yerler var. Kitapta bozulduğum bir diğer nokta kitapta bazı karakterlerin kitabın başlarında tarif edildiği haliyle sonradan birtakım davranışlarının çelişmesi. Kitapta eski bir İskoçya vardı. Eskilerin teknolojiden uzak ve o zamanın şartlarındaki halleri çok iyi betimlenmişti. Kitapta birçok paranormal olaya da tanık olduk. Kitapta cadılar, çeşitli efsaneler, hayaletler gibi ögeler mevcuttu ama bu okuyucuyu rahatsız edecek kadar yoğun ve alakasız değillerdi. İlginç özellikli, hepsi kendine özgü karakterlerin varlığı da kitabı renklendiriyordu
Gerçekten çok sıkılıp kitabı bırakmak istediğim yerler oldu. Gereksiz diyaloglar, abartılmış mekan ve kişi tasvirleri beni boğdu. Özellikle kitabın sonlarında bazı yerleri ve diyalogları çok gereksiz buldum. Claire ve rahiplerin olduğu yerler kitapta çok "emanet" duruyordu. Claire'ın kitabın sonunda Jaime için yaptığı bazı şeyler de çok alakasızdı. Yazarın kitabı uzatmak için kendini kastığı belli oluyordu. Bende hemen olmasa da belirli bir süre sonra belki ikinci kitabını okuyabileceğimi düşünüyorum, en azından ikinci kitabın birincisi gibi "balayı" kitabı olmadığını umuyorum. İster dizisini izlemeyi tercih edin, ister kitabını okuyun umuyorum ki hiç sıkılmazsınız ve kitaptan zevk alırsınız. Detaylı yorumlar için :
http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...cidianagabaldon.html
320 syf.
·3 günde·3/10
Serinin ilk kitabı. Ne yazık ki vasat bir kitaptı.
Duygu yoksunuydu aşkı asla hissedemedim.. Konuşmalar çok yavandı. Yazar duyguların detayına girmemiş, eğer girmek istemişse de çok başarısız olmuş. Çok fazla yüzeyseldi her şey. Kurgu da zorlama gibiydi. Yani tabi ki kitapta emek var ama çok da fazla eksik var.

Erkek kıza ne ara aşık oldu ya da erkeğin aşk sandığı duygu aslında ona destek olan, onu yönlendiren bir partner ihtiyacından doğan bir duygu muydu? İhtiyaç-sevgi gibi bana göre pek de ilgi çekici olmayan bir aşk işlenmişti kitapta. Kızımız daha çocukken bile erkeğe aşıktı zaten her şey ayan beyan ortadaydı o yüzden çok sıkıldım okurken.
Kitabı yarıladığımda hem çok sıkılmış hem de yavanlıktan dolayı rahatsız olmuştum. Çoğu yeri okumadan hızlıca kitabı bitirdim her şey tam da tahmin ettiğim gibi geliştiği için okumadığım bölümlerde hiçbir şey kaybetmedim kesinlikle. Neyse istre daha iyi olabilirdi. En azından kapağı beğendim.
838 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Hem dönem kitapları hem de fantastik kitap hayranı olarak hayatım boyunca unutamayacağım bir kitap.
Jamie ile sadakati, fedakarlığı ve aşkı öğrendim, Claire ile ise haksızlığa sonuna kadar karşı çıkmayı ve kadınların gücünü dünyaya gösterip dimdik durmayı. Ben asla bir kitabı tekrar açıp okuyamayan biri olarak artık bir başucu kitabına sahibim, fazla kalın olmasını saymazsak gayet iyi bir arkadaş.
368 syf.
·1 günde·10/10
Roman tarihi bazı gerçekleri göstermesi bakımından okunmaya değer bilhassa günümüzde de görülen o üst tabadaki insanların aç gözlülüğü nü yazar çok güzel bir şekilde işlemiş.cinselliğin yoğun olduğu yorumlarına katılmıyorum.
Kitap güzeldi ve okumanızı öneriyorum.
320 syf.
·Puan vermedi
Açıkcası istemeyerek bu kitaba başladım. Önyargılarım vardı bu kitabla ilgili ve ben de önyargılarımı kırmaya çalışarak başladım. Değdi mi? Değdi. Aslında iyi ki okumuşum diyorum. Gerçekten de mükemmel bir kitapdı
328 syf.
·3 günde·6/10
Kitabımız, Last Man Standing (son ayakta kalan adam) Serisinin ilk kitabı. Adından da anlaşıldığı üzere 4 arkadaş bir bahse girerler. Kazanan, yani kutsal evlilik bağından kaçmayı başaran kişi aralarında kararlaştırdıkları büyük ödülün sahibi olacaktır. Bu bahis 50 yılda sürse evlenmeden son ayakta kalan kişi kazanan kişi olacaktır. Peki şimdi asıl soru ise, ilk kaybedenin kim olacağıdır
.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Lord Warton, zamanında başından bir evlilik geçmiş ve aşkın ne kadar berbat bişey olduğunu görmüştür. Leydi Judith’de aynı şekilde kötü sayılabilecek bir evlilik yapmış ve kocasının ölümünün kendi suçu olduğunu düşünerekten hayatını yaşamaya karar versede, aşık olmamaya kararlıdır. Warton ile Judith bir baloda karşılaşıp birbirlerinden hoşlanırlar ve durumlarının verdiği özgürlükle birlikte medenice konuşup, anlaşıp, belirli kurallar kapsamında bir ilişki yaşamaya karar verirler. Ta ki işler değişip artık kurallara uymak zor gelene kadar ...
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
.
Merak uyandıran güzel bir konusu var ama pek bir aksiyonu olmadığı için çok sevemedim ben, ikili arasındaki herşey basit kalmış ve aralarındaki duyguyu ben kesinlikle hissedemedim..
%25 (116/464)
·Puan vermedi
Güzel bir tarihi aşk kitabı okuma maceram, yine hüsranla bitti. Hem de bu sefer, kitabı sonuna kadar okuyacak kadar bile sevemedim.

Ödüllü bir kitap olması ve hakkında yapılan olumlu yorumlar, kitaba olan beklentimi arttırmıştı ama hiç beklediğimi bulamadım. Olayların kopuk kopuk ilerlemesi, hikâyenin bir gram duygu hissettirememesi ve karakterlerin anlamsız hareketleri, kitabı okurken çok sıkılmama sebep oldu.

Belki kitap ilerleyen sayfalarda güzelleşiyordur orasını bilemem. Fakat ben bu sayfaya kadar zor geldim. 300 küsür sayfa daha bu kitabı okumaya katlanamayacağım.
838 syf.
Sonunda bitti. Uzun bir kitap olunca ve aksiliklerde çıkınca okuma süresi bir türlü bitemedi. Bu kadar zamanı ayırdım değdi mi derseniz pekte değmediğini düşünüyorum. Ben dizisi sebebiyle kitapla tanışanlardanım. Bu nedenle de kitabın gidişatını az çok biliyordum. Ama bana kitap fazla uzatılmış gibi geldi. Özellikle son bölümlerde bunu bariz şekilde farkettim ve okumak zor geldi. Kitabın başlarında ikinci kitaba hemen başlarım diye düşünüyordum, ancak kararımı biraz askıya alacağım sanırım.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1.904 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 592 okur okuyacak.
  • 25 okur yarım bıraktı.