146 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Çağlayanlar || Ahmet Hikmet Müftüoğlu(Kitap Yorumu)
.
.
Herkese yeniden merhaba. Haftanın ilk günü olan pazartesi ile aranız nasıldı? Sendromsuz geçmiştir umarım . Benim hala sınav haftam devam ediyor. Neyseki bu hafta son. Sınavları olan arkadaşların sınavları umarım iyi geçiyordur. Neyse iyi dileklerimi sonlandırıp kitap hakkında olan düşüncelerime geçeyim.⬇️
Kitap 16 öyküden oluşmakta. Bu öykülerin hepsinde Türk tarihinden,Türk destanlarından ve şahit olduğu savaşlardan esinlendiklerini yazmış. Çok sert ve coşkulu bir üslûbu var. Bana hikayeden ziyade deneme okuyormuşum gibi hissettirdi. Bu kitap hakkında kimler ne düşünüyor diye merak edip bayağı yorum okudum. Çoğunluk olumlu düşünüyor. Bazıları ise her hikayde Türklük kavramını bu kadar çok vurgulanmasını faşizm olarak görüyor. Bu kadar çok övünmenin yersiz olduğunu dile getirip sıkıldıklarını dile getirmişler. Şimdi kitap öykü kitabı olunca insanlar farklı şekilde öyküler beklemiş olabilirler belki. Bu yüzden beklentileri kırılmış olabilir. Ama ben eleştiri yaparken şunları göz önünde bulundurmalarını isterdim: Şöyleki adam servetifünun dönemi yazarı. İkinci Meşrutiyet'ten sonra Turancılık etkisinde bu yazıları yazmış. O nedenle öykülerinde Türklüğü bu kadar coşkulu bir şekilde yazmış olmasını pek yadırgamadım. Ayrıca o dönemde olan Balkan Savaşları var. Adamın tutup da çiçek böcek yazacak hali yok. Biraz halkı harekete geçirmek için de böyle abartılı bir üslup kullanmış olabilir diye düşündüm. Sonuçta halk savaşlardan dolayı yorgun. Maddi ve manevi olarak her şey sıfırın altında. Bu nedenle insanları bir araya getirecek bir ülkü bir tutku olmalı. Bunun için Türkçülüğü bu nedenli baskılayarak yazmış olabilir. Şimdi biz normal şartlarda bu kitabı okuduğumuz için yer yer yazılan şeyler çok abartı gelmiş olabilir bize. Bilmiyoruz ki o dönemin insanına nasıl hitap etti. Benim de çok abartılı ve hayalî bulduğum yerler tabi ki oldu. Ama dönemin şartlarını ve yazarın yazdığı durumu düşünerek nesnel bir tutum sergilemek istiyorum. Mesela hikayelerin birinde şöyle bir yer var:"Bu kitabı sizi düşünerek,sizin için yazdım. Bela gecelerinde,yaşım sızarak,yüreğim sızlayarak yazdım.Bu satırları yazarken masallarımı süslemedim." Yani kitabın yazılış amacı belli zaten. Türklük gururunu artırmak. Insanların bu görüşü benimseyerek bir arada durmasını sağlamak. Ben kesinlikle alın okuyun ya da asla okumayın diyemem. Eğer ilginiz varsa,yazarın onun yaşadığı döneme onun perspektifinden bakmak isterseniz okuyabilirsiniz. Çünkü ben bu yüzden okumuştum bu kitabı. Ama böyle bir içerikle karşılaşacağımı hiç tahmin etmemiştim.Umarım kitap hakkında az da olsa bir fikre sahip olmuşsunuzdur. Benim kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Sevgiyle kalın .