·488 syf.····Okunma: 09 Nisan 2019 02:03 20. Yüzyılın ikinci çeyreğinin ilk senelerinde sahnelerde mikrofonun olmadığı zamanlarda Akdeniz Bölgesi'nden mahalli müzik icrasında dört güçlü kadın çıktı: Mısır'dan Ümmügülsüm,Fransa'dan Edith Piaf,Portekiz'den Amalia Rodrigues ve Türkiye'den Safiye Ayla...
Hepsi gibi Safiye'nin de doğum yeri ve senesi aynı şekilde karanlıklar içerisinde. Kimsesizler yurdunda büyümüş,ilkokul öğretmeni olmuş ve parasızlık günlerinde geceleri musalla taşlarının üzerinde büyümüştür.
Kitap güzel bir ön söz'den sonra Safiye hanımın gel gitleri ile başlıyor. Bir 1911 doğumlu bir 1917 doğumlu olan Safiye. Bir babasının savaşa gittiğinden vefat ettiğinden,bir Mısır'a gidip gelmediğinden bahsediyor. 1980 ler de ise bszı dostlarına Afrika'da doğduğunu sonra ailesiyle geldiğini bile söylemiş. Ya çok espiritüeldi ya da bazı gerçeksi gel gitleri oluyordu.
1929 da vekil öğretmenlik yaparken müzik derslerini dinleyen arkadaşı Eyüp Musiki Cemiyeti'ne gitmesini önerir ve hayatını değiştirecek bir adım atmasıno sağlar. Sonrasın da Columbia şirketinden ilk plak,ilk heyecan ve ilk şarkılar "Sevda yaratan gözlerini her zaman öpsem,Şen gözlerinin nurunu içtimdi o akşam"
1940'larda da şimdiki gibi radyo icracıları beğenmiyor yer yer eleştiriliyormuş hatta Mesud Cemil'in idare ettiği klasik koronun üslubu eleştiriliyormuş.
-Safiye'nin Türkiye bülbülü yarışması zamanına denk gelen Türkiye'de ki siyasi bunalımlar Menemen olayı.Gazeteler bir yandan yarışmaların haberini yaparken diğer tarafta idam duyuruları,zor zamanlar ve gelen ikincilik. 1.lik Hikmet Rıza hanım'ın ama bizim ismini bildiğimiz yine Safiye Ayla. Tam 677 gün süren radyolarda Türk musikisi yasağı.
- O zamanların şanslı insanlarının arasına girip o da Atatürk'e şarkı söylüyor hem de bir kaç defa ve övgülerini de alıyor. Atatürk'ün musiki bilgisini de röportajlarında hayranlıkla anlatıyor.
- İsyankâr ve solcu bir kişiliği var. Bu çalışmaları yüzünden bir türlü devlet sanatçılığı ünvanını alamıyor ve bu içinde hep bir uhde olarak kalıyor. Bir söyleşisinde Yakacık'tan Nazın Hikmeti almaya gidiyorlar Nazım'ı hapisten salıvermişler. Ömer Rıza Doğrul,Naci Sadullah ve Safiye Ayla ile paralarını birleştirip "Rusyadan gelen rublelerle besleniyorlar" lafını alt üst edecek şekilde hürriyete adımını atarken yalın ayak çıkmasın diye Nazıma ayakkabı alıyorlar.
- Menekşelendi sular şarkısını musikiyle alakalı olanlar bilir sözler Vecdi Bingöl'e ait bu şarkının bazı yerlerinde Ayşe ismi geçer. Söz yazarı bu ismi aslında Jokond diye yazmıştır ve sebebi ise Da Vincinin Mona Lisa tablosudur. Jokond Fransızca Mona Lisa denektir. Safiye ısrarla burayı Ayşe diye okur vr bizler de öyle biliriz. Yalnız bu yüzden söz yazarı imahkemelik olurlar. Vay Safiye vay :)
- Kitap bir biyografi kitabı evet,ve kitap içerisinde o yılların Türkiye'sinin de biyografisi de çıkartılmış. 1926 da radyolara getirilen Türk Musikisi yasağı,ezan,kuran ve hutbelerin Türkçe okunmasından,siyasi olaylara da yer verilmiş.
- Gelelim meşhur Yanık Ömer şarkısınkn hikayesine şarkı Sadettin Kaynak'a batı formunda yazılmış neredeyse batı formunda yazılmış ilk eserlerden biri. Sadettin bey bu şarkıyı ütü kazası sonucu yanan oğlu Ömer'e yazmış sonunda kahramanlık şarkısına dönmüştür sözleri. İlk defa Safiye okumuş ve şarkı da Atatürk tarafından çok beğenilince Yanık Ömer denilince aklımıza ilk gelen Atatürk ve
Safiye,Amerikan Hastehanesi'nde kırk iki gün yatar ama hep evine gitmek ister. Ziyaretine gelen yakın dostlarına "Beni buradan çıkartın" der ama doktorlar izin vermez. Binbir zorluklarla aldığı son nefesi zayıf,hatta zayıftan da öte cılız bir hal almış olan göğsünden 1998'in 14 Ocak'ında öğleden sonra beş sularında gider ve gözleri ağır ağır kapanır. Zincirlikuyu Mezarlığında Hz. Muhammed'in soyundan gelenkocası Şerif Muhiddin ile beraber yattıkları kabirlerinden şimdi bizlerin duyamadığı ve hissedemediği kimbilir ne nağmeler yükseliyor ve o nağmeler başka alemlerde kimbilir nasıl yankılanıyordur. Mekanı cennet ruhu şad olsun.
Safiye Ayla olmuştur.
- Kitabın 300. Sayfasından sonrası mektuplara,yazışmalara ve fotoğraflara ayrılmış. Safiye tüm varlığını Türk eğitim vakfına bağışlamış ve o bağışlari tam 1550 öğrenci okutmuş.
Alıntılar
“Öksüzün hiç anısı olmaz.Ben öksüzüm.Bayramlarda hep bunu hatırlarım.”
"Daha ikinci sınıfta Victor Hugo'nun Sefiller'ini okuyordum ve o Sefiller ki,beni asi yaptı...ve hala asiyim." Safiye Ayla