Herkese merhabalar.Bugün sonuna kalbimi bıraktığım bir kitabın yorumu ile buradayım.
Raif Efendi, 25 yaşında babasının isteği üzerine Berlin'e sabun üretimini öğrenmeye gider. Berlin'de sanata olan ilgisi sayesinde sık sık sanat galerisine gider. Galerideki tablolar arasında bir sanatçının otoportresini görür ve tablodaki kadını hiç tanımamasına rağmen kadına platonik aşık olur. Tabloya o kadar hayran olur ki fırsat buldukça tabloyu görmeye gider, fakat başka gözlerin onu takip ettiğini fark etmez. Günlerini tabloyu seyrederek geçirir, hakkında araştırmalar yapar. Yine bir gün galerideyken bir kadın onun yanına gelir. Bu kadın, tablonun sahibi olan sanatçı Maria Puder’dir. Maria, Raif’in tabloya olan hayranlığının farkındadır. Raif ise kadının onunla alay ettiğini düşünür. Tablonun sahibi ile konuştuğunu öğrenince ise dünyası tamamen değişmek zorundadır.
Son 30 sayfaya kadar sonu hakkında olumsuz düşüncelere sahiptim.''Ee hani nasıl bitecek ki kitap?' diye düşünmedim değil açıkçası. Ama son sayfalar yok mu son sayfalar...Cidden harika bir kitap. Paylaştığım onlarca alıntıdan ne kadar sevdiğimi anlamışsınızdır.