Puan vermedi·69 syf.····Okunma: 06 Ocak 2019 10:14 Marquez'in bu dördüncü kitabı ve yine kelimeler ardı ardına geldi farklı bir tarz ama daha önce Marquez okumadıysanız biraz sıkıcı gelebilir. Konu itibariyle bir albay'ın gazi olup emekli olan ancak 15 senedir bağlanmayan maaşını her Cuma liman da beklemesi konu edilmiştir hal böyle olunca da evde yiyecek birşey kalmaz ve eşyalar satılır ancak satacak birsey de kalmamıştır Iki umut vardır ya maaşı bağlanacak yada kısa bir süre önce ölen oğullarından kalan dövüş horozudur fakat bunun için de Ocak ayını gelmesi lazımdır. Kendileri açken horozu doyurmaktadır albay, lakin karısı satmasını istemektedir ancak albayımız aşırı gururlu olduğu için de satamamaktadır. Karısının ve albayın sabrı takdire değer ve gerçekler kitapta yüzünüze görsel olarak bire bir yansımaktadır. Karısının şu sözü açlığı ve gururu yeterince izah eder sanırım;
Yoruldum artık," dedi kadın. "Erkekler evin sorunlarını bilmez. Kaç kez, bazen günlerce yemek pişirmediğimizi komşular anlamasın diye, tencereye taş koyup kaynatmak zorunda kaldım."
On dakika içinde gelmezse çekip giderim, diye kendi kendine söz verdi albay, iki saatlik bir bekleyişten sonra. Ama yirmi dakika daha bekledi.
Sansür konduğundan beri gazeteler yalnız Avrupa’dan söz eder oldu,” dedi. “En iyisi Avrupalılar buraya gelsin, biz de oraya gidelim. Böylelikle herkes kendi ülkesinde neler olup bittiğini öğrenebilir.
İnsanın nankörlüğü sınır tanımaz..
Umut karın doyurmaz," dedi kadın.
"Karın doyurmaz ama insanı ayakta tutar," diye yanıtladı albay.
İnsanların politik nedenlerle öldürüldüğü vahşi bir ülkede yaşamamıza olanak yok.
Kadın dudaklarını ısırdı, bluzunun koluyla gözlerini sildi ve yemeğini yemeye devam etti.
"Hiç düşünceli değilsin," dedi birden.
Albay konuşmadı.
"Söz dinlemez, inatçı ve düşüncesizsin," diye yineledi kadın.