Albaya Mektup Yok

7,7/10  (158 Oy) · 
364 okunma  · 
111 beğeni  · 
2.119 gösterim
Bugün Latin Amerika'nın ve dünyanın en büyük yazarlarından biri sayılan "Gabriel Garcia Marquez"in 'büyülü gerçekçilik' diye nitelenen yapıtlarından bir örnek daha sunuyoruz: "Albaya Mektup Yazan Kimse Yok" adlı bu uzun öyküdeki emekli albay, bir türlü gelmeyen emekli aylığını her cuma günü karısı ve horozuyla birlikte bekler. Bu öykünün de ana teması, her zaman olduğu gibi, yalnızlık'tır. "Yazmaya bir imgeyle başlarım her zaman," diyor "Garcia Marquez". "İmge, gerçeğe ulaşmanın aracıdır ve yaratmanın kaynağı, son çözümlemede, gerçekliktir her zaman." 'İmge' "Garcia Marquez"in nasıl hareket noktasıysa, 'yalnızlık' da yarattığı gerçekliktir her zaman. Daha önce başka kısa öyküleriyle birlikte sunduğumuz bu uzun öyküyü, bütün dünya dillerinde olduğu gibi bağımsız bir kitap olarak basmayı uygun gördük. 
(Arka Kapak)

IDéEFIXE'in Notu:
Gabriel Garcia Marquez, 1982 Nobel Edebiyat Ödülü sahibidir.
 
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2016
  • Sayfa Sayısı:
    69
  • ISBN:
    9789755102375
  • Orijinal Adı:
    El Coronel No Tiene Quien Le Escriba
  • Çeviri:
    Handan Saraç
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aysel 
11 May 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

Ne zamandır Marquez okumak için fırsat kolluyordum kısmet bugüneymiş diyelim.

Kitabın ön kısmında böyle bir yazı dikkati çekmekte "Benim en iyi yazdığım eser bu eser. Hatta Yüz Yılın Yalnızlığı 'nı bu eser okunsun diye yazdım"
İlgi çekici bir itiraf. Ne kadar gerçek henüz araştırmadım.

Gelelim yazarımızın "en güzel eserine" :
Emekli, gazi bir albay çok yaşlıdır. Kendi gibi yaşlı karısı ile sefalet içinde yaşarlar. Albayın iki umudu vardır karınlarını doğru dürüst doyurmaları için :
* Ordu için yaptığı bu kadar fedakarlıklara göre ona verilmesi gereken emekli maaşı
*Ölen oğlunun emanet olarak bıraktığı horozun dövüş sırasında kazanması. (o zaman da para gelecek)
Benim elimdeki kitabın kapağında horoz resmi var. Bence tam uymuş. Zira kitap tüm sayfalar boyunca horozun ne kadar yemek yemesi üzerinde tartışmalarla geçiyor. -_-

Yazar bu kitabı bir yaşlı insanın gemi yolu bekleyen intizarlı bakışlarını görerek, kendi Paris'deyken habire yola bakıp bakıp dalınca yazmış (vatanını özlüyormuş)

*Hikaye kısaydı. Güzeldi. Karamsardı. Yer yer duygusaldı. İsminden dolayı Spoiler içeriyordu.
*Sonu bir yere bağlanmamış havası kattığı için tüm emekler boşa gitmiş hissini veriyor.

Yine de keyifle okuyun :)

mehmet temiz 
17 Nis 23:22 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Gabriel Garcia Marquez'den kısacık,bir çırpıda okunacak harika bir öykü.kitap ta yıllardır gelmeyen ve bütün ümidini o habere bağlamış olan bir albay ve eşinin,çektikleri yoksulluk anlatılıyor.Albay'ın bu kadar yoksullukta bile onurunu korumak için verdiği mücadele ve bunun yanında, bir süre önce öldürülen oğlundan kendisine yadigar kalan bir horozu kaybetmemek için ve onu beslemek için verdiği uğraşından bir bölüm anlatılıyor.hikaye yazarın uslubuna alışık olmayanlar için biraz sıkıcı olabilir.ama yazarı okumaya alışık olanlar için ,beğenerek okuyacakları,güzel anlatılmış,harika bir kısa öykü özelliği taşımaktadır.

insan_okur 
22 Haz 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Nobel Edebiyat ödüllü yazardan bir eser daha okudum. Kırmızı Pazartesi’ye nazaran biraz daha az sevdim bu eseri. Eser çok kısa ve uzun öykü olarak yazılmış. Kapak tasımı Kırmızı Pazartesi gibi çok güzel ve direk spoiler içermekte… Ki zaten adı direk spoiler. :) Akıcı, sade bir uzun öykü.
Kitabın içeriğine gelirsek; emekli olan albayın beklentisi diyebiliriz… Ama ne beklentisi ? Kitabın adında olduğu gibi aslında albay emekliliğin karşılığında askeriyeden mektup ve içi dolu para bekliyor. Bir de asıl eserin kahramanı olan dövüş horozundan ( ölen oğlunun ) para bekliyor. Bu para beklentisi içerisinde yaşanan olayları anlatmış bize yazar. Çok az karakteri olan bir eser. Albayın naifliği, çekingenliği, eşinin evi iktisatlı idareci kullanması, Sabas’ın karaktersizliği… Aslında yazar diğer eserlerine nazaran pek daha sarmasa (aksiyonu az) da bu romanda çok şeyden inceden inceye söz etmiş. Umut ve beklenti had safhada… Geçinceme, sabır, duygusallık, karamsarlık, siyaset, savaş, hayvan sevgisi ve yaşama sevgisi… Çok güzel alıntılar ve dersler var okunulası.
1-2 saat içerisinde okunulabilecek bir eser. ( 69 Sayfa ) Tavsiye ederim kesinlikle güzeldi ama tabiki sonu hariç. Yine neler oldu, neler bitti bir bilgimiz yok. Sonu olmayan bir eser. :)

M.Y. 
 19 Oca 19:14 · Kitabı okudu · 5 günde · 3/10 puan

Gabriel Garcia Marquez’den daha önce okuduğum iki kitap hoşuma gitmişti ve buna da haliyle olumlu bir beklenti ile başladım ancak kitap beni içine çekmeyi bir kenara bırakın tam tersine uzaklaştırdı. Çok durağan ve sıkıcı geldi kitap bana. Artık bir yerden sonra bitsin diye zorla okudum. Bunun sebebi ya konunun ilgimi çekmeyip anlatımı beğenmemem ya da kitapta kaçırdığım kilit bir nokta var. Ama sonuç olarak kitabı tekrardan okuma isteğim de yok. Artık ne diyelim kısmet Gabriel Garcia Marquez’in başka kitaplarına.

Mêrxwas 
 29 May 02:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Emekli bir albay. Zamanında savaşlara girmiş çıkmış ve devletten emekli parasını almayı bekliyor. Bir karısı bir de oğlu ama oğlu ya askerdeydi yada ölmüştü. Elinde bir horozu kalmış birde evde sadece Mısır. Horozda dövüş horozu. Mısır'ı horozlada paylaşınca eşi tepki gösteriyor. Tabi bu yüzden horozu yanında gezdiriyor.
Sürekli mektup bekliyor albay. Devletten.
Ve bu bekleme hiç umudunu kırmıyor. Albay bir gün evde hiç Mısır kalmadığında yatağa uzanır. Eşi konuşmaya başlar. Yarın olsun belki mektup gelir der ve sırtını döner uyur. Kitap orda biter. İnsanları elindeki kısıtlı metayı paylaşmadığı sürece paylaşım paylaşım değildir. Bugün senin çok paran varsa bundan biraz birine verebiliyorsan bu paylaşım değildir ama cebindeki 10 liranın beşini birine verebiliyorsan. Bu paylaşımdır. Horoz albaya miras kalmıştır oğlundan. Bu yüzden ona bakmak zorunda hisseder kendini ve boğazındakini onunla paylaşır Ve o mektubu her sabah yine bekleyecektir hiç gelmeyeceğini bilse bile...
Sıddartha oruç tutarken günlerce. Bunun ona sabrı ve yaşamayı öğrettiğini söylerdi herkese. Bu yüzden ona ne yapabilirsin dendiğinde ben oruç tutarım derdi. Ve orucun ona öğrettikleriyle sıddartha sabır isteyen her işin altından kalkabildi.
Sıddartha herman hessenin kitabıdır bu arada.. Ve o da çok iyidir. O benim hayatımı etkilemiş nadir kitaplardandır

Inci DERYA 
01 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mence, "Tatar çölü"- Busati, Remarkın yazdıkları, "Oriyentir Ulduzu" - Zaur USTAC, "Polkovnikə məktub yoxdur" və ya "ALBAYA MEKTUB YOK" bunlar hamısı bir-birinə oxşayan və ya bir-birinin devamı kimi qebul edile bilen real heyat hadiseleridir..... bunları qeleme alanlar ya bu hadiselerin iştirakçısı olublar, ya da bu hekayetleri dinleyibler... Xüsusen de qoca albayın günlük heyatı ve hissleri ele tesvir edilib ki. sanki yazar bu albayla illerle birge yaşayıb onun bütün hereketlerini hiss ve heeyacanlarını qeyd edib, Bu kimi eserlere xeyal ürünü demek olmurr. Ona göre de bu yazarlar ölmezdirler....

İyi kalpli, alçak gönüllü, emekli bir albayın umutlu bekleyişinin öyküsüdür. Yazarın Yüzyıllık Yalnızlık adlı romanıyla olan bağlantısı çok hoştur.

vurkan i 
11 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitabı çoğu kişinin beğenmediğini gördüm ama ben aksine güzel buldum.Tek üzüntüm kısa olduğu için tadının çabuk bitmesiydi.Yine büyülü şehir Macondo yerimiz.Albay ve karısı oldukça fakir insanlar ki horoza buğday mı kendilerine yemek mi ikilemini dahi yaşıyorlar.Yönetim dikta her şey yasak.Sıkıyönetim uygulanıyor 23.00 den itibaren sokağa çıkış yasak.Karısı 15 yıldır sinemaya gidememekten bahsediyor.Seçim olacak mı belli dahi değil.Tüm bu olayların ortasında albayımızın aslında karnını doyurmak için iki masum isteği var:Yıllar öncesinden devrime vb.verdiği destek ve emekleri için emekli parasının bağlanması ve şubatın gelmesiyle horozunun dövüşmeye başlaması.Mektup için her cuma 15 yıldır postaya gider aralıksız.Benim en sevdiğim özelliği bu ümidini hiç kaybetmemesi.O kadar şey yaşanmasına rağmen ben ölmeden bağlanacak diyor.Karısının hastalığı ve horozu sat ısrarına uymak istiyor hatta tefeci denebilecek adamla anlaşıyor dahi ama yüreği el vermiyor.En son yine umutlarına sarılır hiç bitip tükenmeyen bu istek gerçekten kayda değer.Karısının son ısrarlarına yanıtı:Elinin körü.Kitap sonu yok gibi duruyor ama yazar bunla mesajını desteklemek istiyor aslında.Umut başı sonu olmayan bitmeyen yegane sermayemizdir.

Ertuğ 
14 Oca 10:34 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Kitabın adı bütün hikayeyi özetliyor aslında, bir beklenti çevresinde yaşanan olaylar anlatılıyor. Ülkesine hizmet etmiş maaşını almaya çalışan bir Albay ve eşi üzerinden hikaye sonuna kadar bir beklentiyi hissediyorsunuz. Acaba ne olacak? Karınları doyacak mı? Maaş ne olacak? Oğullarının hatırası Horoz ile ilgili ne karar verecekler? gibi sorular eşliğinde ülkenin siyasi durumu da harmanlanarak güzel kısa bir hikaye anlatılıyor. Bağlayıcı bir son yerine espirili bir son tercih edilmiş. Güzel bir hikayeye şahitlik edebilirsiniz.

Okuduğum ilk iki kitabına (Yüzyıllık Yalnızlık ve Kırmızı Pazartesi) göre sönük kaldı bence fakat Marquez bu kitabı için en güzel eserim demiş..

Kendi başına düşünüldüğünde ise kalitesi gayet iyi. Marquez'in karmaşık anlatımından kopmayıp kitaba hakim olmak daha çok mutlu ediyor insanı.

Zaten kısacık bir öykü sadece 76 sayfa. Genel olarak değinirsek emekli bir albayın beklentilerini ele almış usta yazar.

Gerçekleri yüzümüze yüzümüze çarparak karamsar,duygusal bir şekilde anlatması eserin inandırıcılık payını artırıyor. Keyifle okunabilecek bir kıssadan hisse gibi birşey..

1 puanı kırıyorum, performansından dolayı değil, Yüzyıllık Yalnızlık ve Kırmızı Pazartesi'nin mükemmel olmasından..

4 /

Kitaptan 64 Alıntı

''Umut karın doyurmaz'' dedi kadın.
''Karın doyurmaz ama insanı ayakta tutar,'' diye yanıtladı albay.

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia MarquezAlbaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez
Beyza 
04 Ağu 23:39 · Kitabı okudu · 7/10 puan

"Bugün kesinlikle gelmesi gerekiyordu."
"Kesinlikle gelen tek şey ölümdür albay."

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia MarquezAlbaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez
NigRa 
12 Haz 00:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Hep aynı hikaye,"diye başladı kadın bir an sonra. "Biz açlığa katlanıyoruz ki başkaları yiyebilsin. Kırk yıldır hep aynı hikaye "

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 67)Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 67)
Zehra 
10 Şub 14:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Karısı onun saçını kesti. Albay, başını elleriyle yoklayarak, "Beni yirmi yaş gençleştirdin," dedi. Kadın kocasına hak verdi.
"İyi olduğum zaman ölüleri diriltebilirim,"dedi

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia MarquezAlbaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez