Kitap
Albaya Mektup Yok

Albaya Mektup Yok

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.7
1.646 Kişi
5,2bin
Okunma
1.168
Beğeni
19,9bin
Gösterim
80 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 2 sa. 16 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Can Yayınları · Temmuz 2020 · Karton kapak · 9789750725616
Orijinal adı
El Coronel No Tiene Quien Le Escriba
Diğer baskılar
Albaya Mektup Yok
Albaya Mektup Yazan Kimse Yok
Albaya Mektup Yok
Polkovnikə Məktub Yoxdur
Albaya Kimseden Mektup Yok
Albaya Mektup Yazan Kimse Yok
Albaya Mektup Yok, çağımızın en büyük yazarlarından Gabriel García Márquez’in en güzel uzun öykülerinden biri. Ülkesi uğruna savaşarak yaptığı hizmetlerin karşılıksız kaldığını anlayan, emekliye ayrılmış yaşlı bir askerin öyküsü. Bir türlü gelmeyen emekli aylığını her cuma günü karısı ve horozuyla birlikte bekleyen emekli bir albayın komik ama bir o kadar da trajik hikâyesi. Gabriel García Márquez’in 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülmesinde, hiç kuşkusuz, Albaya Mektup Yok’un da payı var. Büyülü gerçekçilik ustasının anlattığı her sahne, karakterlerin her davranışı, umarsız görünen bir dünyada yaşama sevincinin türküsünü söylüyor, ölüme ve yalnızlığa meydan okuyor. Her cümle, yaşamın uçsuz bucaksız boşluğunun suskunluğunu kırıyor. “İmge, gerçekliğe ulaşmanın aracıdır,” diyen Gabriel García Márquez’in buruk bir alaycılık içeren bu öyküsü neredeyse görsel bir edebiyat başyapıtı.
5 mağazanın 5 ürününün ortalama fiyatı: ₺11,76
7.7
10 üzerinden
1.646 Puan · 283 İnceleme
Sarajka
Albaya Mektup Yok'u inceledi.
80 syf.
·
3 günde
·
8/10 puan
Merhaba değerli okur, Cümlelerime şöyle başlamak istiyorum: Gabriel García Márquez (Gabo) bir bağımlılıktır! Tüm kitaplarını bir bir okuma kararı aldığımdan beri okuduğum dördüncü kitabı bu. Hiç yanıltmadı, istikrarla hepsinde aynı okuma keyfini verdi. Yazarın kalemi, hayal gücümle birleşince ortaya izlediğim bütün dizi ve filmlerden daha kaliteli bir sanat eseri çıkarıyor sanki. Bu kitap, yazarın kaleme aldığı en uzun öykülerinden biri. Kitapta, bitmek bilmeyen bir bekleyiş, yoksulluğa katlanmak için düşük ihtimallere dayanan umutlara sarılma, anıların verdiği üzüntüye göğüs germe gibi bir çok duyguya rastlayabilirsiniz. Kitapta öyle bir isim geçiyor ki, aranızda Yüzyıllık Yalnızlık’ı okuyanlarınız varsa, bir dostunuzla karşılaşmış kadar mutlu olacaksınız eminim. İsim vermiyorum. Sürpriz olsun. Sarajka keyifli okumalar diler.
Albaya Mektup Yok
7.7/10
· 5,2bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
14
ebrar
Albaya Mektup Yok'u inceledi.
80 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Hey! Yine Márquez, yine ben... Albaya Mektup Yok, okuduğum 4. Márquez eseri ve bu farklıydı. Öyle çok etkilendiğimden değil beklenti yükselmesin :) Kitap sadece büyülü gerçekçilik türünde yazılmamış, farkı buydu. Bunun dışında yazım tarzı, üslubu ben Márquez eseriyim diye bağırıyordu. Tek sorun şu ki, Márquez benim gözümde büyülü gerçekçi türünün kralı ve bunun dışında bir eserini okumak biraz hayal kırıklığına uğrattı. İncelemeyi de bu yüzden geç yazdım. Hayal kırıklığı ile fazlaca kötü eleştirmek istemedim. Kitabın isminde geçen albayın, Yüzyıllık Yalnızlık'ta en sevdiğim karakterlerden birisi olan Albay olması benim için çok daha heyecan verici olurdu ama değilmiş.. Yine de sevdiğim Albay'ın ismi geçiyordu ve bu güzeldi. Sonradan öğrendim ki bu kitap Yüzyıllık Yalnızlık'tan önce yazılmış. Yüzyıllık Yalnızlık eserinin zaten 16 yıl gibi bir süre boyunca düşünce evresinde olduğunu yazmıştı Márquez, bu da o söylemin kanıtı olur sanırım. Kitapta geçen albay, emekli olmuş ve maaşının bağlanmasını bekleyen bir askerdir. Albay, bunun için bir mektup beklemektedir ve isminden de anlayacağımız üzere, albaya mektup yoktur... Bu uzun öykü de, mektubu beklerken geçen zamanı anlatıyor. Emekli maaşına bel bağlamış albay ve maaşı alamayacağına inanan eşinin sefil hayatları... Hem de gerçekten sefil. Bu sefillik içinde bir dövüş horozunu besliyorlar. Albay horozu dönüştürerek para kazanmak isterken, eşi onu pişirip yemenin, daha faydalı olacağını düşünüyor. Kitabın sonunda ise ne olduğu hâlâ belirsiz bir şekilde kapağı kapatıyorsunuz. Márquez'in okuduğum en açık uçlu ama ne olacağı en kestirilebilir eser sonuydu. Bunun dışında, kitapta açık uçlu bırakılmış birkaç şey daha vardı. Bunlardan en merak ettiğim ise, albaya getirilen notlar oldu. Öldürülen oğluyla ilgili olan notların ne gerçekliği belliydi, ne de içerikleri. Belki bu da Albay için yaptığı gibi eser temellendirmeyi esas alan bir olaydır. (ki umarım öyledir, çok hoş bir kitap olur diye düşünüyorum) Yine ve yine, Márquez dönemin olaylarını eleştirmiş ve ben yine bilgim olmadığından bu konularda yorum yapamayacağım. Uzun zamandır yazmak istediğim ama her seferinde vazgeçtiğim bir konuyu da artık yazmak istiyorum: Az çok okuyan bilir, Márquez kitabının içinde bazı cümlelere yer verir; bu cümleler ana göre gelişmekten ziyade o anlar, cümleyi yazabilmek için oluşturulmuş gibidir. Cümleler genelde hayata dair ders niteliğindedir. Beni unutma diyen cümlelerdir. Bunu birkaç incelememde de yazmak istedim fakat sürekli çıkıntı gibi durdu ve sildim. Bu kitapta çok hoşuma giden,manidar bir cümle geçti ve belirtmeden duramadım. Alıntıyı da şöyle bırakarak bu yükü omuzlarımdan indireyim: #131672836 Son olarak incelememi yine en beğendiğim birkaç alıntıyla bitireyim: #131543791 #131576714 #131670817 İyi akşamlar ve esenlikler dilerim
Albaya Mektup Yok
7.7/10
· 5,2bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
10
Sevda Güven
Albaya Mektup Yok'u inceledi.
80 syf.
·
7 günde
·
7/10 puan
Gabriel García'nın çok güzel bir kitabı daha!! Her kitabında farklı bir gerçekliğin bulunduğu yüce bir yazar. Bu kitabı biraz sıkıcı bulunabilir ama öykü türünde olduğu için bitirmesi çok da zor olmayacaktır. Kitap emekli aylığını bekleyen bir albay ve eşinden bahsediyor. O zamanın şartlarını gayet sade bir dille aktarıyor. Kitapta en çok şaşırdığım şey şu ki herşeylerini satmış bu insanlar üç öğün yemeği nasıl yiyebiliyor. Albayın sabrı insanın sinirini bozacak derecede fazla. Bir insan bu kadar sabırlı olamaz ama elindeki son umut buysa elbetteki sabırlı olmak zorunda yoksa başka türlü yaşanılmaz. Albayın sokaklarda gezerken hissettiği sakinliği ve yalnızlığı sadece yaşayan bir kişi anlayabilir ve Gabriel bunu çok güzel aktarmış. Albay bizlere her şeye rağmen umutlu olmayı öğretiyor aslında ama sonu belli olmayan bir umut.
Albaya Mektup Yok
7.7/10
· 5,2bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7