Büyük romancımızın 2104’te yayımlanan eseri, boza satıcısı Mevlut Karataş’ın hayatı, maceraları, hayalleri ve arkadaşlarının hikâyesini anlatan roman, bence asıl olarak İstanbul’un 1960’lardan 2010’lara değişimini anlatıyor. Bu değişimi sürükleyici bir film gibi izlerken yer yer insanımızın haline gülüyor, değişmeyen şeylere şaşırıyor, kaybedilen ve geri gelmeyecek olanlara hayıflanıyor, sorumlulara öfkeleniyorsunuz. Romanın bir yerde kendi hikâyemizi de anlatıyor oluşundan mıdır, boza içmek, tavuklu pilav yemek ya da Beyoğlu sokaklarını gece boyu arşınlamak hissinden kendini alamıyor insan. Devamı için:
talhaocal.wordpress.com/2019/01/23/kafa...